|
admin
|
 |
« : Ocak 12, 2008, 03:05:29 pm » |
|
Boş işlerle uğraşmayı bırakın beyler,gelecek için neler yapabiliriz onu söyleyin..!M.K.Atatürk İlmi az olanın filmi çok olur.
YDS..KPDS..ÜDS veya adını dahi bilmediğimiz birçok sınav…
diyorlar ki yabancı dil bildiğini kanıtla o zaman sana biraz ücret vereyim veya yabancı dil tazminatından yararlan…ok hemen…hem 5 yıl İngilizce bölümü okuyacaksınız ,hem dil ögreteceksiniz ,hem herkes ögrencisini size güvenecek hem elinizde devletin kendisinin verdigi YABANCI DİL BİLİR diploması olacak hem de sınava gir yapabilirsen o zaman DiL TAZMİNATI alırsın olacak…YOK BÖYLE BİR TUHAFLIK …
Eğer kendi üniversitenizin kalitesine ve diplomasına güvenmiyorsanız kapatın o üniversteyi ya da daha iyi olması için gayret sarfedin ama üniversitenin vermiş olduğu DİL BİLİR diplomasını tanımamazlık yapmayın..Eğer öğrenciye güvenmiyorsanız MEZUN ETMEYİN..VE EĞER MEZUN EDİYORSANIZ GÜVENİN…Bir kere YABANCI DİL ÖĞRETMENİNE SINAVA GİR DEMEK ÇOK AYIP (tamam biliyoruz hepimiz çok iyi değiliz ama bazılarımız da mükemmel,bari onları ayırın..öğretmen yazılı sınavlarla değerlendirilemez..onun dili kullanma becerisine konuşmasına yazmasına dinlemesine sunumuna tecrübesine dile hakimiyetine bakın) ..Ingilizce ögretmenlerine, bu kadar açık varken İngilizce öğretmeni oldukları için tesekkür etmeniz, sahip çıkmanız, daha fazla önem vermeniz gerekirken böyle tuhaf şeylerle zaman kaybediyoruz..sizlerin İngilizce öğretmenine gelip,öğretmenim dili daha iyi öğretebilmek için nelere ihtiyacınız var diye sormanız gerekirken neredeyse İngilizce öğretmeni oldu diye azarlayacak ve de hatta döveceksiniz…
O ZAMAN BÜTÜN ÖĞRETMENLERİ BRANŞINDAN SINAVA ALMAK ZORUNDASINIZ…
Edebiyat öğretmenimi Türk dili ve Edebiyat dersinden sınava almalısınız…acaba Türkçesi nasıl ,doğru düzgün konuşabiliyor mu..belki de aksanlı konuşuyordur..o zaman hemen İstanbul TÜRKÇESİ KONUŞMASINI isteyebilirsiniz…peki bunu nasıl yapacaksınız….bakalım Edebiyet tarihinden nasıl …din öğretmenimi dualardan sınav yapmalısınız…acaba biliyor mu diye..ya da ya da sonu gelmez ikilemler…sizler yabancı dil öğretmenlerini yetiştiriyor ve de eğer yabancı dil biliyorsan sınava gir diyorsunuz…siz kendi yetiştirdiğiniz öğretmene güvenmiyorsunuz ki…o zaman neden mezun ediyorsunuz…sonra da bakkalı ,manavı ,coğrafya ögretmenimi ya da herhangi başka bir öğretmenimi ders boş geçmesin öğrenciler en azından dışarılarda yaramazlık yapmasın ,bari sınıflarda dursunlar hem benim kafam rahat olsun hem de derse giren öğretmen bir kaç kuruş ek ders alsın mantığıyla İngilizce dersine sokuyorsunuz ve o küçücük çocukların beyinlerini yanlışlarla dolduruyorsunuz…sonra da çocugu kaybediyorsunuz…daha baştan dili öğrenemez hale getiriyorsunuz… ve hatta 2 gün kursa gitmiş neredeyse 10 saat İngilizce görmüş birisini derse sokacaksınız hatta şu an derse sokuyorsunuz ve ondan sonra İNGİLİZCE ÖĞRETMENİME ONLARCA ÇÖZÜLMESİ ÇOK ZOR OLAN VE HATTA ÇÖZEMESİNLER DİYE YAPILAN BIR SINAVA GİR sonra İNGİLİZCE ÖĞRETMENİM EĞER KPDS ye girmezsen,kazanamazsan dil tazminatı alamazsınız diyeceksiniz….
haklısınız ,Coğrafya öğretmenimin İngilizce öğrettigi öğrenciler yarın öbürgün başbakan olduklarında çok iyi İNGİLİZCE konuşurlar… İşte bu yüzden değil midir ki Türkiye’de çoğu kimse İngilizce konuşamıyor..her şeyi bağlamışsınız bir sınava …yok bu sınavı geçmezsen şu olmaz bunu geçmezsen olmaz…bırakın Allah aşkına insanların kafalarını artık sınavla falan meşgul etmeyi de şu insanlara konuşmayı öğretecek yol yöntem bulun…sınav olmasın mı diyoruz hayır…o da olsun …kariyer yapmak isteyen prof., dr., doç., olmak isteyen tabi ki dilbilgisi kurallarını iyi bilsin …ama şunu da unutmamak gerekir ki bize üniversitede “semantic” dersine gelen doç. öğretim üyesi hocam bile İngilizce’yi konuşamıyordu…
böyle mi olmalı dil eğitimi …dil eğitimini verenler dahi bu dili konuşamazken –iyi konuşmayı da bir tarafa bıraktık-siz herkesten dilbilgisini hatım etmesini bekliyorsunuz…hepsi kariyer yapacak ya Türkiye’deki insanların….liselerde dahi dilbilgisinden geçemezsen kaldın…sanki dil sadece dil bilgisinden oluşuyor ya….Yabancı dili bilmezsen ek puan verip işe almam veya atamam…ona da tamam…bu sınavdan geçmek için zaten gecenizi gündüzünüze katacaksınız sonra onca soruyu çözmek için kurs alacaksınız ve sınava girip öylece kalacaksınız…ucunda vatandaş üç beş kuruş para alacak ya bu sınavla Y Dil bilip bilmediği ortaya çıkacakmış…
“soruYORUM” acaba bu Y DİL sınavından geçtiğinde veya 70-80-90 aldığında Y Dili bilmiş mi oluyor…o kişi sadece dilbilgisini birazcık öğrenmiş oluyor..ya gerisi …….peki bu kişinin dinleme okuma yazma konuşma bilgisini nasıl ölçüyorsun…dili kullanma becerisini telaffuzunu nasıl ölçüyorsun…yani dilbilgisinden geçmek demek İngilizce’yi bilmek demekse neden bu sınava giren çoğu İngilizce öğretmeni bilmem kac puan bile alamazken şu an derslerde İngilizce öğretmenliği yapıyorlar…acaba bu öğretmenler hiç mi İngilizce bilmiyorlar ki siz bu öğretmenlerden sınava girmelerini ve kazanmalarını istiyorsunuz…ve üstelik sınavı öyle bir zor yapıyorsunuz ki kazanmak bile mucize…öyle kelimeler soruluyor ki hayatta bir daha karşılaşmak mümkün değil….hadi onu da anladık peki neden yetiştirdiğiniz öğretmene güvenmiyorsunuz,… mezun etmeyiniz o zaman…ya da bu sınavı yapacaksanız ,herkesi gerçek bir sınava tabi tutun da herkesi o zaman görelim...100 alanlar bakalım ne kadar konuşabiliyor veya düzgün okuyabiliyor veya düzgün telaffuz edip ses bilgisi biliyor…dinleme sınavı yapın bakalım hangi “kpds” sınavı kazanan insan duyduğunu aynı anda çevirip yazabiliyor…siz İngilizce öğretmenlerini edebiyat İngilizce’si üzerine yetiştiriyorsunuz sonra da öyle ağır bir sınava sokuyorsunuz….
dil bilip bilmediğini kanıtla yoksa senin hangi düzeyde Y Dil bildiğini bilmezsem sana ne para veririm ne de bir yerde görevlendiririm veya ..ok hemen KPDS ye girelim ve kazanalım…
bazı kaliteli üniversiteler öğrencilerinin ÜDS sınavını kazanmış olmalarına rağmen liseden mezun olduklarında öğrendikleri dile inanmayıp güvenmeyip kendiler bir sınava tabii tutuyorlar…mesela
Hacettepe…Galatasaray…ODTÜ….biliyorlar ki hangi sınavı kazanmış olurlarsa olsunlar oraya dilbilgisi ve kelime yaparak geliyorlar…üniversite de haklı olarak onların konuşma okuma yazma dinleme becerilerinin yetersiz olduğunu bildiğinden ve öğrenciye ve yetiştirilme şekline güvenemediğinden onları sınava alıyor…tabi ki alacak…güzel yapıyor…sen sadece dilbilgisi ve kelime bileceksin ama onu konuşamayacak kendini anlatamayacak dinlediğini anlayamayacak güzel bir kompozisyon yazıp fikirlerini anlatamayacak doğru düzgün telaffuz edemeyecek ama gelip birinci sınıftan başlayacak…iste burada sınava giren öğrenci eğer kaliteli bir dil eğitimi almadıysa zaten ancak Allah yardım etsin…geçen bir kaç öğrenci o da lisede gerçekten bu işi layığıyla yapmış ve onun öğretmenine helal olsun ki onu dil bakımından yetiştirmiş…ama diğerleri maalesef sadece dilbilgisi öğrenmekle kalmış ….belki de o 3 sene boyunca bir tek kelime bile konuşmamış..dinlememiş yani ancak test manyağı olmuş…
evet biz Türkiye’de çocuklarımızı her derste olduğu gibi İngilizcede de test manyağı yapıyoruz…her şeyi teste endeksliyoruz…Ama gercek hayat test uygulamıyor…hep pratik istiyor…eger cocuklarınızın bir iş sahibi olmasını okuyup açıkta kalmasını istemiyorsanız gerçek hayatta pratik yapmasına çok önem verin…para ancak pratik yaparak kazanılıyor…ve sanal olarak bilinen hayata aktarılamayan İngilizce’den bugüne kadar kimseye hayır gelmedi…ve sonucunda da “toefl” gibi sınavlarda ,yetiştirdiğimiz öğrenci konuşamayınca okuyamayınca ve dinlediğini anlayamayınca zaman çok geç oluyor…neden bu kadar geniş bir zamanda öğrenmedim diye kendi kendine ah ediyor…sınavı kazanamadığı için hayata bir yıl geç başlayacak…yazık değil mi bu çocuğa…neden doğru düzgün öğretip de bir yılını kurtarmasına yardımcı olmadık…yapamayız çünkü sınav kaygısı 100 soruyu doğru yapma kaygısı olduğu sürece ve sınavlar sadece dilbilgisini ölçmeye yönelik olduğu sürece bunu başaramayacağız…ve Türkiye’de şanslı olanlar hariç yine bir dil konuşamayacağız….yurt dışında çocuklar 6′lı 8′li 10′lu yaşlarda yabancı dil konuşmaya başlasınlar biz ise üniversiteyi bitirdiğimiz kültürlü bir insan olarak kabul edildiğimiz halde hala konuşamayalım hala hangi kursa gitsem acaba diye araştırıp duralım…
sizler İngilizce öğretmenlerini kaliteli yetiştirmezseniz onların dahi İngilizce’yi konuşabilmelerini sağlamazsanız sınav sisteminde ısrar ederseniz bu ülkenin vatandaşı bu yabancı dili konuşamaz…işte bu yüzdendir ki yabancı dili konuşan bir başbakan bile yetiştiremiyoruz…geleceğimde söz sahibi olacak gençlere yabancı dili öğretemiyoruz…10 yıl sonra AB’ye tam üye olduğumuzda bakalım kullanmamız gerektiğinde bildiğimizi sandığımız dil bize yetecek mi…nasıl öğrenecek bu dili…acaba o zaman daha da gerekli olmayacak mı bu dil…şimdiden artık bir şeyler yapalım… lütfen…onlar için değil kendi geleceğimiz,kendi insanımız için kendi gençlerimiz,kendi iyiliğimiz için…onları geçmenin tek yolu dili onlardan daha iyi bilmek…başka yolu yok….dili öğreteceksek her yönüyle öğretelim…sadece dilbilgisi değil…konuşturalım..yazdıralım..dinletelim…yanlış yapsalar da bıkmadan usanmadan..kızmadan…onlara bu işi lisede ilköğretimde öğretelim…büyüyünce özel kursa gitmek –yurt dışına çıkmak zorunda bırakmadan öğretelim…bunu yapabilecek öğretmen yetiştirelim –program hazırlayalım…o kadar zor mu bu…asla…liseden mezun olduğunda bari derdini anlatacak iki kelime etsin çocuk..iki kelimeyi doğru telaffuz etsin…tarzanca-tingilish’ce olmasın …yazık hem onlara hem bize hem geleceğimize hem paramıza hem zamanımıza …şu işi bari düzgün yapalım…öğretmen o kadar zaman harcıyor…öğrenci o kadar kafa yoruyor…maaş ödeniyor veli kursa para yatırıyor özel ders alıyor ama her şey yine aynı….KONUŞAMIYORUZ….olmuyor…çünkü konuşturmayı beceremiyoruz..
acaba dünya üzerinde bir tek biz mi yapamıyoruz bunu… bu yıla kadar hazırlıkta 24 saat ,diğer sınıflarda 4 –8, ilköğretim her sene İngilizce üniversitede İngilizce üniversiteyi bitir, kurs-olmadı özel ders –yaş oldu 40 ama yine İngilizce konuşamıyoruz…e napalım o zaman ..bırakalım gitsin belki diğer tarafta öğreniriz…sonra da Y Dile,kendine küs..anlamıyorum kardeşim diye….hayır kardeşim…biz İngilizce öğretemiyoruz…sen küsme kendine ….diğer ülkelerde bütün kesim ilköğretimde öğrendiği İngilizce’yle gayet güzel konuşup ülkeler arası seyahat ederken biz yapamıyoruz bunu…öğretemiyoruz…ne zaman ki testten illaki yazılı sınavdan vazgeçilir ve insanlar doğru telaffuzla gerçek İngilizce’yle güzel okumayla güzel konuşmayla dinlemeyle tanışır işte o zaman bu işi yaparız…yoksa bu sistemle hayalden ileri gitmez ve de gitmeyecek…şansı olup doğru dürüst öğreten bir öğreticiye rastlarsa belki o zaman öğrenir…not korkusu ve de geçilecek bir sınav olmazsa…sınav olmasın mı ..hayır o da olsun …ama lütfen farkına varalım, artık lütfen ,yeter artık…..Türkiye’deki ve hatta dünyadaki tek hakim dil İngilizce ,neredeyse beşikten mezara kadar İngilizce öğretimi adı altında İngilizce öğretilmeye çalışılıyor ama yazık ve de gerçek şu ki buna rağmen şu ülkede bu dili layığıyla öğrenen güzel konuşan çok az…olan yok mu …hayır var ama onlar da çok küçük bir kesim….özel yabancı okullar köklü liseler ve dilin sadece dilbilgisi olmadığını çok iyi bilen bazı özel öğretim okulları…paran yoksa notların iyi değilse orada da okuyamazsın zaten….yani dil öğreneceklere Allah yardım etsin…demek ki bu ülkede Y Dil öğrenmek bir şans….şansın varsa tamam…hadi diyelim biz biliyoruz kendimizi kurtardık …ama ya siz…nasıl olacak da doğru İngilizce öğreneceksiniz….gerçekten Allah yardım etsin…..hiçbirimiz İngilizce’yi ana karnında öğrenmedik …çoğu zaman yanlış yapa yapa doğruyu bulduk ama onlar bari konuşsun… onları test manyağı haline getirmek bize bugüne kadar ne kazandırdı..! koskoca hiç bir şey… ama bundan sonra çok şey kaybettirecek….
Bu ülkede acaba herkes mi KPDS,YDS,ÜDS gibi sınavlara girmek zorunda veya girecek…ok, bu sınavları yapın ama gerekliyse yapın ve de doğru düzgün dilin bütün becerilerini içerisine alacak şekilde yapın…her beceriyi ölçün…dilbilgisi yanında lütfen dinleme –okuma –yazma –konuşma becerilerini -güzel telaffuzu da test edin ..yapabiliyorsanız…çünkü KPDS’yi ÜDS’yi YDS’yi kazanmak demek İngilizce’yi her yönüyle bilmek demek asla değil…çünkü biliyoruz ki ÜDS sınavını kazanan bir Y Dil öğrencisi dahi bir İngilizce’den İngilizce’ye sözlüğü tam anlamıyla kullanmasını bilmiyor…bilemez çünkü okuma alfabesini bilmiyor…kafasına göre telaffuz ediyor kelimeleri…yani sözlük bilgisi eğitimi almamış…neden çünkü kullanmıyor,kullandırılmıyor…öğretmenler kelimenin Türkçe anlamını verdikten sonra gerisi okunuşu önemli değil onun için…ve bu da İngilizce’nin bozulmasının tek ve en önemli sebebi…öğretmen öğretmezse onun suçu ne…öğretmen yanlış öğretirse onun suçu ne…yerine küçük cep sözlüğü kullanıyor…sadece Türkçe anlamına bakmak için…oysa kaliteli bir sözlük kullanmadan onu layığıyla kullanmasını bilmeden kaliteli bir kelime bilgisi edinemez…işte bu yüzdendir ki pek çok üniversite sınav kazanan öğrencilerine güvenemeyip TOEFL sınavı uyguluyor…ve sonuna kadar da haklılar….ama onlara da yazık …keşke lisede öğretilebilselerdi…ses bilgisiyle doğru telaffuzla tanışsalardı…..
bu ülkedeki dil eğitimini düzeltmek için de öncelikle öğretmenler iyi yetişecek ,iyi telaffuz edecek,İstanbul’dan Van’a kadar gelindiğinde Y Dil telaffuzuyla aynı kalacak yani değişime uğrayıp “TINGLISH” olmayacak…gerekirse öğretmen yurt dışına gidecek veya yurt dışını her türlü güzel öğretim tekniğiyle Türkiye’ye getirecek…olanakları oluşturup dili düzgün öğrenmeleri sağlanacak…yani dil öğretmeni dille iç içe yaşayacak…konuşabilecek hatta düzgün konuşabilecek…sözlük kullanabilecek…ses bilgisi alacak…ve de öğrenciye doğru öğretecek…derslere dili bilmeyen,ya da kulaktan dolma bilen ,az bilen doktor,savcı,avukat,lise mezunu,manav,bakkal,fizik,coğrafya,Almanca,din,beden öğretmeni,İngilizce sertifikam var diyen herkes,branş dışı öğretmen girmeyecek…ben elime bistüriyi al1p ameliyat yapabiliyor muyum doktor bey olmazsa…o zaman siz de benim cocuklar1ma k1yamaz ,onlara yanl1s1 ögretemezsiniz…eger yine de devam ederseniz bu vebal1n alt1n kalkamazs1n1z…benim cocuklar1m, birileri üc bes kurus ders ücreti als1n diye Ingilizce bilgisi olmayan insanlar1n elinde oyuncak olamaz..derse giren her ögretmen o cocuklar1n biraz daha batmas1na ,kördügüm olmas1na neden oluyor…cünkü hiçbirisinin ögrettigi birisine benzemiyor…KIYMAYIN COCUKLARIMA…ONLAR DENEME TAHTASI DEGILLER …eğer bu ülkede sertifikalı kişiler İngilizce konuşuyor olsalardı o zaman şu an herkesin ama abartısız herkesin İngilizce’yi konuşuyor olması gerekirdi…çünkü neredeyse hepimizin İngilizce sertifikası var…
boş geçiyormuş …bırakın boş geçsin kardeşim…yanlış öğretiyorsunuz sonra biz düzeltemiyoruz…ama bana öğretmenim şöyle öğretmişti deyiverip çıkıyor çocuk ve üstelik daha da kötüsü bize inanmıyor,yanlışa devam ediyor… şimdi bu yaptığınız iyilik mi olmuş oluyor …işte bu yüzdendir ki biz bu insanlara doğru İngilizce’yi öğretemiyoruz…İşte bu yüzden kimse kimsenin konuşmasını TV’yi kaseti anlamıyor…iyilik olsun derken kötülük yapıyorsunuz…Almanca öğretmenini beden veya coğrafya öğretmenini İngilizce dersine sokuyorsun…olur mu bu…biz fizik veya din dersi öğretmeni olmayınca derse girip yalan yanlış ders anlatabiliyor muyuz…..yada yalan yanlış dua öğretiyor muyuz…o zaman herkes kendi branşını yapacak ki yeni yetişen nesil bari kurtulsun…
Saygıyla Yabancı Dil Forum
|