|
YDF
|
Denetleme organı görevini neden yapmıyor…yapamıyor..!
*İngilizce öğretmenlerini layığıyla denetlemek için öncelikle İngilizce’yi iyi bilen her konuda kendini yetiştirmiş,dile hakim müfettişlere ihtiyaç var.. eğer elinizde kaliteli denetleyici yoksa bunu yapamazsınız…
denetleyicinin de İngilizce bilgisinin yeterli ve karar verebilecek seviyede olması gerekir..bir denetleyici bir öğretmen hakkında karar verirken neden onun sadece bir saatlik dersini dinliyor..neden bir kaç dersini dinlemiyor..bir ders saatinde yapılan değerlendirme acaba ne kadar objektif…tabi ki denetleyicinin de zamanı yok..başka okullara gitmesi ve başka öğretmenleri belirli süreler içerisinde denetlemesi gerekiyor..böyle olunca da denetleyeceği öğretmene bazen bir saat ayırıyor hatta bazen ayıramıyor bile…bazı illerde İngilizce öğretmenini denetleme yetkisi ilköğretim müfettişlerine veriliyor..ama hiç kimse ilköğretim müfettişinin İngilizce bilip bilmediğine bakmıyor bile…belki idari yönden denetleyebilir ama bilgi bakımından mümkün değil…
*Anadolu lisesi türündeki okullar yine bu konuda şanslı sayılırlar..en azından denetlemeye gelenler bakanlık denetleyicileri ve içlerinde bazen branşı İngilizce olan veya İngilizce’den anlayan kişiler oluyor..tabi ki her denetleyenin İngilizce’si aynı olmayabiliyor ama yine de en azından bir iki fikir beyan edebiliyorlar, yanlış yada doğru…mesela birisi ilk 2 ay hazırlık okuyan çocuklara hiç bir sınavın yapılmaması , onların İngilizce’ye alışmalarının sağlanması gerektiğini vurgularken diğer birisi yoğun sınav yapılmalı diyebiliyor(2005 ten önce)…bu aşamada denetleyicilerin de standart olduğunu kabul etmek mümkün değil…
*Ya diğer okullar…normal liseler yada ilköğretim okulları ne yapsın…denetlemeye gelen denetleyici çoğu zaman hiç bir İngilizce bilgisine sahip olmaksızın öğretmeni denetlemeye çalışıyor…hangi bilgiyle neyi denetleyeceğini bilmeden.,.peki neyi denetleyecek bu denetleyici ..öğrencilerin derse katılımını mı yoksa öğretmenin öğreteceği konunun içeriğini mi , konunun sunuş kalitesini mi…yoksa yıllık veya günlük planlarını mı…eğer planları denetleyecekse ondan da bir şey anlayacağını tahmin etmiyoruz çünkü öncelikle okutulan kitabı iyi bilmesi ,ne verildiğini öğrenmesi,nasıl verileceğini ,hangi teknikler kullanılarak sunulacağını,hangi becerilerin hangi derste ne oranla verileceğini , yani iyi bir İngilizce yıllık yada günlük planın nasıl yapılacağını gayet iyi bilmesi gerekiyor…
*Ya peki branş öğretmeni değilken ders boş geçmesin diye sınıfa derse giren ve öğrencilerin geleceğini ,İngilizce bilgisini perişan eden öğretmeni nasıl denetleyecek…peki onu denetlerken hangi kriteri uygulayacak…o öğretmeni üzgünüm ki iyi yada kötü diye denetleyemezsiniz…çünkü bilmediği zaten açık…bir kaç kelime ve bir kaç dilbilgisi kuralını bilmek demek İngilizce’yi bilmek demek değildir…peki neden İngilizce öğretmeni yerine koyup da denetlemiyorsunuz, işte o zaman hem o hem de siz bunu yapamazsınız..çünkü hem denetleyici hem de öğretmen İngilizce’den anlamayacaksınız ve de denetleme yapacaksınız… bu nasıl olur…yani öğretmeni denetleyici organın kaliteli ve dile hakim olması şartı kaçınılmaz…
*Öğretmenin kpds sınavına girip belirli bir notu alması acaba o öğretmenin İngilizce bilgisinin hangi yönünün iyi olduğunu veya kötü olduğunu söyleyebilir bize…dilbilgisi iyi olup da İngilizce’deki diğer becerileri kötü olan çok insan var…siz bunları sınava girdi ve geçer not aldı diye nasıl başarılı sayabilirsiniz…sınava girmeyip de İngilizce’ye her yönüyle hakimiyeti çok iyi olan bir çok insan ve de İngilizce öğretmenimiz var..işte asıl başarılı olan bunlar..sınava girip bir kaç milyon alacağım diye cevaplanması çok zor olan soruları cevaplamak belki de onlara hiç mi hiç mantıklı gelmiyordur…hem siz devlet memurları sınavında belirli notu almayan öğretmeni atamayacağız diyeceksiniz hem de sınavda 20 alan öğretmeni dahi göreve atayacaksınız…peki nerede kaldı kpds’nin inanılırlığı…peki o öğretmen kpds’den iyi not aldığında İngilizce’yi biliyor mu diyeceksiniz…yani Türkiye şartlarında kpds denilen sınavın hiç bir işe yaramadığını söylemekten başka çıkar yolumuz kalmadı…sizler kpds’yi insanlar belki de çözemesin diye o kadar zorlaştırıyorsunuz ki her giren başarılı olmasın diyorsunuz…zaten bu sınava girip de başarılı olamayan çok öğretmen olduğunu da biliyorsunuzdur..ama onlar şu an okullarında İngilizce öğretmeye devam ediyorlar…ne yapacaksınız bu durumda…İngilizce sınavına girip de başarılı olamayan İngilizce öğretmenlerini açığa mı alacaksınız…bunu yapamazsınız çünkü bu kadar açık ders varken bunu yapamazsınız..zaten sizler İngilizce öğretmenini mumla arıyorsunuz…peki diğer branş öğretmenlerine neden branşlarıyla ilgili bir kpds tipi sınav hazırlamıyorsunuz..ama sadece branşı İngilizce veya Almanca olan diğer öğretmenlerin dil tazminatı hakkından yaralanmaları için kpds’den geçerli not almasını istiyorsunuz…o zaman kendi mezun ettiğiniz öğretmene kendiniz güvenmiyorsunuz sayın hocam kendiniz…işte bu yüzdendir ki yetişmiş İngilizce öğretmeninin İngilizce kalitesini ancak ve ancak yazılı bir belgeyle ölçmeye çalışıyorsunuz ki bu da zaten sizin “dile” verdiğiniz önemin sadece kağıtta kaldığını gösteriyor…İngilizce öğretmenine güvenmiyorsanız o zaman onu yetiştiren kurumada güvenmiyorsunuzdur…peki onu yetiştiren kurumdaki prof da kpds’ye girecek ve geçer not alırsa dil tazminatına hak kazanacak..yani dil öğretmeni yetiştiren prof’a,hocama da güvenmiyorsunuz…peki siz kime ve neye güveniyorsunuz…siz de biliyorsunuz ki İngilizce bilmenin tek şartı kpds’den geçer not almak değil …dili hakkıyla bilmek ve onu öğretmek…yani öğreten dili her yönüyle bilecek…işte kaliteyi ancak böyle ölçebilirsiniz…
*Acaba İngilizce öğretmenlerini denetleyen kurumdaki bireyler de kpds’ye girip geçer not alabiliyorlar mı…alamazlarsa hala denetlemeye devam mı ediyorlar yoksa onları başka görevlere mi atıyorsunuz…
Yani kısacası şunu söylemek istiyoruz…her edebiyat öğretmeninin Türkçe’yi çok iyi konuştuğunu söyleyebilir misiniz…veya her edebiyat öğretmeninin dilbilgisini çok iyi bildiğini söyleyebilir misiniz…işte o zaman her İngilizce öğretmenine de aynı şeyi söyleyemezsiniz…konuşması çok iyi olan bir İngilizce öğretmeni de aynı anda çok iyi dilbilgisi(grammar) bilmiyor olabilir…peki yurt dışından gelip de özel okullarda görev yapan ana dili İngilizce olan öğretmenlerin kpds’ye girip de geçer not almadıklarını düşündüğünüzde o zaman şunu söyleyecek misiniz…ya siz İngilizce bilmiyorsunuz…tabi ki diyemezsiniz…herkesin branşı İngilizce olabilir..ama herkes bu branşın içerisindeki her beceriyi çok iyi yapamıyor da olabilir…işte bizim Türkiye’mizde yüzde doksan dokuz öğretmen sadece dilbilgisinde iyi….ancak bizim öğretmenlerimizin daha iyi olması için devletimizin de elinden geleni yapması gerekir..öğretmenlerimizin öncelikle sorunlarını çözeceksiniz ki onlar da kendi işlerinden başka bir şey düşünmeyecekler..onlara yeni kaynaklar alma şansı ve imkanı tanıyacaksınız…bilgiye ulaşmaları için destekte bulunacaksınız..İnternet sağlayacaksınız…ve ondan sonra da iyi eğitim ve kalite isteyeceksiniz…çünkü öğretmenlik diğer meslekler gibi akşam eve gittiğinizde biten bir meslek değil..24 saat süren bir meslek…neredeyse öğretmenin eve iş götürmediği zaman yok…bunları düşününce öğretmenlerimizi daha iyi anlayacaksınız…öncelikle onları maddi sıkıntılardan kurtarın ki onlar da sadece dersini düşünsün…yoksa bu karmaşa ve vurdumduymazlık hiç bitmez ve bitmeyecek…eğer insanların dili bilip bilmediğini ölçmek istiyorsanız gerçek ve objektif bir değerlendirme yapın…yapamıyorsanız yaptırın, işte o zaman belki Türkiye’de öğretilmeye çalışılan İngilizce’nin standardını yükseltir, gelecek nesle bir iyilik etmiş olursunuz…böyle bir kaç insanın bir araya gelerek hazırladıkları dilbilgisi ve kelime sorularıyla bu iş zaten olmaz…bunu siz de biliyorsunuz..ondan sonra da diyorsunuz ki İngilizce öğretmeni dahi İngilizce konuşamıyor…çocuklarımız zaten hiç konuşamaz…o zaman düzeltin …en azından bir adım atın…
Acaba İngilizce öğretiminde okul müdürlerine iş düşüyor mu..!
*Düşmez olur mu …toplumdaki her bireye bu iş düşüyor ..belki biraz fazlası okul müdürlerinin görevi…okul müdürü veya müdiresi İngilizce’yi çok iyi bilmiyor veya bilmiyor olabilir..bu orada çalışan İngilizce öğretmenlerini denetleyemeyecek anlamında anlaşılmamalı… hangi öğretmenin neler yaptığını ,yapabildiğini bilebilirisiniz…öncelikle iyi bir plan olup olmadığıyla başlayabilirsiniz…(İnternetken indirip okul ismi değiştirmekle olmuyor)planın yapılışı işlenen kitapların zaten ilk sayfasında sunulmuştur..ayrıca işlenecek kitaplarla beraber o kitaba ait olan yıllık ders planları öğretmenlere sunulmuştur(ama bu söylediklerimiz MEB’in şu an normal liselerde kullanılan eskimiş,30 yıllık kitabıyla ilgili değil)…iyi bir plan kitaptaki tüm bölümleri içine almak yerine verilmesi gereken asıl şeyleri vermeyi amaçlayan,okulun ve öğrencilerin öğrenim durumlarını göz önüne alan bir plan olmalı…yani İngilizce’deki tüm beceriler o planda olmalı ve aktif olarak işlenmelidir…bunu bilmek ,neler yapabileceğinizi de bilmektir..bu planın işlenip işlenmediği, bu plana uyulup uyulmadığı yapılan bazı kontrollerle bulunabilir..mesela öğrenciden,mesela video veya VCD kullanımından veya kaset CD kullanımından,mesela sözlük kullanımından,mesela yazılı sınavlarda sorulan soru tiplerinden..tüm işlenen becerilerle ilgili soruların olup olmadığından…mesela öğretmenin derste İngilizce konuşup konuşmadığından…bunları öğrenmek çok kolay olur…
*Ayrıca veliye de burada en büyük işlerden birisi düşüyor…öğrencisinin en iyi eğitimi alması için gereken her türlü yardımı yapması…gerekirse sigara içmeyip sözlük alacak,gerekirse sabah erken kalkıp 2 saat fazla çalışıp çocuğuna kitap alacak…yani öğrenciye maddi ve manevi destek olacak…bu yüzden herkes üzerine düşen görevi yerine getirecek…yani veli,bir şey öğretmek isteyen öğretmene şöyle demeyecek…”hoca bizim çocuktan defter ,kalem, sözlük kitap istemişsin .bilmiyor musun ki bizim bunları alacak paramız yok..hocaya söyleyin bir daha istemesin .diğer çocukların yanında rezil olmasın çocuğum..yıllar sonra şöyle diyecek veli…ya keşke çocuğum okusaydı da adam olsaydı..bir yeri kazanamadıysa hep öğretmenlerinin suçu…
*Evet hep bizim suçumuz..çocuğuna bir şey öğretmek istedik ama sen engel oldun..sigaraya para buldun ama çocuğunun geleceğine para vermedin ,harcamadın…evet suç bizdeki sana geleceğini düşünmen gerektiği bilincini verememişiz…
Yabancı Dil Forum
|