Dil Forum @ İngilizce Forum
Ocak 06, 2009, 04:35:14 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Bir kitap baştan yazılabilir ama HAYAT asla..
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ünlüler nasıl dil öğrendi ?  (Okunma Sayısı 83 defa)
YDFadmin
Site Görevlisi
Jr. Member
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 68


Üyelik Bilgileri
« : Eylül 17, 2008, 06:43:20 pm »

Ünlüler nasıl dil öğrendi ?

Etkin bir yabancı dil öğrencisi olduğunu, beş dil öğrenerek gösteren Ece Vahapoğlu, Türkiye’de özellikle İngilizce olmak üzere yabancı dil öğrenme konusunda yüksek talebe rağmen bu konuda Türkçe kaynak eksikliğinden hareketle, kendi birikimlerini uzman görüşleri ve yakından tanıdığımız simaların tecrübeleriyle birleştirerek kitaplaştırdı.

“Yabancı dil öğrenme yolları” adıyla Alfa Yayınları’ndan çıkan kitabın ayırt edici özellikleri; doğrudan dil öğrenmek isteyenleri hedef alması, “tercüme” değil “telif” bir eser olması ve üslup ve içeriği dolayısıyla zevkle takip edilebilir olması.

Kitaptan ilginizi çekeceğini düşündüğümüz bazı alıntılar sunuyoruz…

İshak Alaton
Ya beni kovarsın ya da İngilizce öğretirsin…Ben ilk ve orta okulu Şişli Terakki’de okudum. 1942 yılında babamın sıra dışı bir olayı oldu. ‘Varlık vergisi’ geldi. Babam bu varlık vergisini ödeyemedi,iflas etti, Aşkale’ye gitti ve bizim de hayatımız değişti. Beni Şişli Terakki’den aldılar. Daha ucuz bir okul olan St. Michel Lisesi’ne koydular ve dört yıl boyunca Fransızca öğrendim. 1945 yılında savaş bitti, ben St. Michel’den mezun oldum. Hemen çalışmaya başladım. 1948′de askere gittim. O zaman gayrimüslimlere yedek subay olma hakkı ilk defa tanınmıştı. Ben de Mamak’ta altı ay yedek subay okuluna gittim. …

Mezun olmadan 2 hafta önce bir yüzbaşı sınıfa girdi: “Yabancı lisan bilen kimler?” dedi. 100 kişilik sınıfta üç kişi el kaldırdı. Bizlerin isimlerini aldı be çıktı. Polatlı Topçu Okulu’na beni Tercüman Asteğmen olarak yolladılar. Oraya vardığımda beni Major Harloff’un yanına götürdüler. Amerikalı subay Harloff benimle İngilizce konuşmaya başladı. O İngilizce konuşunca benim İngilizce değil de Fransızca bildiğimi anladı ve başından kara sular döküldü. Sınıfa giren yüzbaşı yabancı dil eşittir sadece İngilizce olarak düşünmüş olanlı. Kabahat bende değil.

Ben de Amerikalı subaya yarı İngilizce yarı Fransızca şunu anlattım:
“İki yol var; ya beni kovarsın, Ankara’ya geri giderim ve oradan yeni birisinin gelmesi 6-8 hafta sürer, veya bana İngilizce öğretirsin.
Adam önce afalladı, sonra bana inandı. Dört hafta, bu adam bana, sabah sekizde okunacak malzeme veriyor ve her saat başı beş dakika beni imtihan ediyordu.

Major Harloff’un toplantılarda İngilizce verdiği dersleri Türkçe’ye çevirerek tercümanlık yapmaya başladım. O zamandan beri İngilizce’yi devamlı olarak okudum ve geliştirdim. İngilizce bugün iyi bildiğim lisanlardan biridir.

Rauf AteşLondra’da ‘How much does it cost?’ diye sorduk, cevap ‘Dokuz pound’ diye geldi!

İngilizce ile ilgili en komik anıları İngiltere’de yaşadık. İngiliz hükümetinin bursuyla, birkaç ay süreli gazetecilik eğitimi için Londra’ya gitmiştik. İskoçyalı Kurs direktörü MR Cardonie katıksız İskoç aksanıyla konuşuyor, biz de anlamakta güçlük çekiyorduk. Sınıf bir U şeklinde organize edilmişti. Yan yana oturuyor ve birbirimize ‘Ne diyor?’ diye soruyorduk. Esra Kazancıbaşı ile yan yana oturuyorduk. ‘İşimiz zor’ diye konuştuk Günün sonunda Esra ile karar verdik; ‘Mümkün olduğunca çok pratik yapmak gerekiyor.’

Bir hafta sonu Londra’nın kuzeyinde bir alışveriş merkezine gitmiştik. Sokak tezgahları vardı. Biraz vakit geçirmek biraz da pratik yapmak amacıyla dolaşıyorduk. Mümkün oldukça çok konuşuyor, bir şeyler soruyorduk. Kadınlara yönelik ürünler çok olduğundan Esra ‘How much does it cost?’ (Fiyatı ne kadardır?) sorusunu, tam kalıp haliyle ve büyük özenle soruyordu. Satıcılar, bizim kalıp halindeki sorularımıza çok kısa yanıt veriyordu. Yüzlerinde ise tebessüm olurdu! Adeta ‘Niye bu kadar uzun cümleler kuruyorlar ki?’ gibi ifadeler vardı yüzlerinde… Bir seferinde bu uzun cümleye aynen şu yanıtı aldık: “9 pound” (Yanlış okumadınız Türkçe’yle). Karşımızdaki bu sefer Türk çıkmıştı ve tek bir uzun cümleyle bizim Türk olduğumuzu anlamıştı. Çok gülmüştük, hâlâ da güleriz.”

Sezen Aksu
Sistematik gramer İngilizce’sine sahibim. Hiç hocasız tek başıma yaptım!

Kura ile girdiğim Devlet Okulu’nda Almanca dersi görmüştüm, ama hiçbir zaman bu dile ısınamadım. En kaliteli Almanca aksanını bile mümkünse almayayım! İngilizce’yi kendim öğrenmek istedim. 4-5 laboratuar bitirdim, bol bol kitap okudum. Kasetleri dinleyerek çalıştım.

Yani, hem okuyarak hem dinleyerek İngilizce’yi çalıştım. Beynimi boşaltmama yardımcı oluyordu, çevrem şaşırıyordu. Kendi alanım dışında beni rehabilite eden, eğlendiren bir uğraş oldu.

Yurtdışı ilişkilerimden dolayı, yabancı “tonmaysterlerle” çalıştığımda da dilimi geliştirme fırsatım oldu. Londra’ya gidiş gelişlerimde pratik yapma fırsatı buldum. Durmadan BBC gibi TV kanallarını açık bırakarak kulak dolgunluğu oluştururum.

Son derece sistematik gramer İngilizce’sine sahibim. hiç hocasız tek başıma yaptım.

Can AtaklıHayal Ediyorum. İnsan beynine çip koyacaklar, 38 dil birden öğreneceksin.”

İstanbul Erkek Lisesi’nde okudum. Almanca vardı okulda ama ben öğrenemedim. herhalde benim öğrenememe kabiliyetim var! Orta sonda kaldım hem de Almanca’dan. Alman bir hoca vardı, benim aksanım için “Yahudi gibi Almanca konuşuyorsun” dedi, öfkelendim tabii. Psikolojik sorun yarattı böylece. Hoca beni soğutmuş oldu.

Sonra bir kompozisyon sınavımız vardı. konu veriliyor, biz devamını getiriyoruz. Konu: Boğazda trafik kazası. Ben başladım yazmaya, araba 140 km. süratle giderken boğazdan uçtu, falan. O zamanlar sınav kağıtlarına öğrencilerin adları kapalı olarak bakıyordu. Hoca bütün sınıfın ortasında: “Aptalın teki Boğazda arabaya 140km. hız yaptırmış, çok mantıksız buldum, onu bıraktım” dedi. Daha 12-13 yaşındayım, o da beni soğuttu. Almanca’ya küstüm.

Sonra aklım başıma geldi, lisan öğrenmeden olmaz. İngilizce öğrenmeye başladım. Kasetler aldım. İşim dolayısıyla gece çalışıyordum. Güngör Mengi ile sabah erkenden 7′de, yarı uykulu bir halde ders aldık. Şu an İngilizce’m akademik düzeyde asla değil, ama yurtdışına çıktığımda konuşabiliyorum

Nihat Kahveci
Babamın Türkçe sorusuna İspanyolca cevap verince, ‘Ne o oğlum, bize hava mı atıyorsun!’ demişti

İspanya’ya  transfer olma durumu çıktığında, hemen İspanyolca öğreten bir kitap aldım ve kitaptan çalışmaya başladım. İspanya’ya gitmeden 3 ay kadar önce evimde başladım oldum. 6-7 ay oldu ve İspanyolca’m insanları anlayacak kadar. Bana yetiyor şu anda. Yazı değil de daha çok konuşmamı ilerlettim.
Takımda Türkçe bilen bir arkadaşımın (Tayfun) olması bana yardımcı oldu. Komik bir şey de, babamla konuşurken, babam Türkçe bir şey sorduğunda, benim unutup İspanyolca cevap vermeye çalışmamdı. Babam da “ne o oğlum, bize hava mı atıyorsun?” demişti.
Yabancı dil öğrenmek isteyenlere bol bol çalışmalarını öneriyorum, dil öğrenmek zor bir şey değil.


Dil Forum
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!