|
admin
|
 |
« : Ocak 12, 2008, 03:23:30 pm » |
|
Güneş olmazsan yıldız ol, ama gökteki en parlak yıldız sen ol..!
SPEAKING….konuşma
İngilizce denildiğinde bizim insanımızdan duyduğumuz veya duyacağımız tek şey var…’İngilizce mi, aman Allah korusun, uzak olsun..Yıllarca öğrenmeye çalıştım,gayret ettim ,yıllarımı verdim ama bir türlü öğrenemedim..Artık kurslara gitmekten özel derslerden bıktım… Öğrenemiyorum hem de artık zaten bıraktım,unuttum gitti.Belki bir iki kelime hatırlıyorum ama onu da zaten söyleyemiyorum…Korkulu rüyam benim…’
*Evet, bu cümleleri kaç kez söylediniz, bir düşünün.Ve hala da söylemektesiniz ve ileride de söyleyeceksiniz.
*Doğru…Yıllardır aynı mantıkla öğrenmeye çalıştığınız ama bir türlü öğrenemediğiniz İngilizce acaba gerçekten sizin öğrenemeyeceğiniz kadar zor muydu ki öğrenemediniz ? Yoksa yanlış öğretimin mi kurbanı oldunuz.?.
Acaba Afrika’da yaşayıp da İngilizce’yi 10 yaşından itibaren konuşmaya başlayan diğer insanlar benden ,sizden daha mı zeki ki onlar şakır şakır İngilizce konuşabiliyorlar…! Yoksa onlara öğretilen İngilizce gerçekten ciddiye alınarak,öğrendikleri bilgiler kullandırılarak ,öğrenciler gerçekten dersin bir parçası olarak mı öğreniyorlar..?
*Bizler onlarca yıl ne yaptık..Hep ve her sene İngilizce’ye aynı başlangıcı yaptık ve aynı bitirdik..Grammar la başladık onunla da bitti zaten okul..Hep sınav olmadık mı zamanlardan..Hep ezberlemedik mi onları..Şu zamanda şu yardımcı fiil, yok hayır fiilin şu hali bu hali dedik…Peki hiç teyp dinledik mi,dinlettirildik mi…hiç yanlış da olsa konuştuk mu, konuşturulduk mu..Hiç video seyretme şansımız oldu mu…Hiç öğretmenimiz okuyup da onu can kulağıyla dinleyip bu kelime şöyle söyleniyormuş deyip tekrar ettik,ettirildik mi…Hiç sözlük kullanıp,yardım alıp doğru okumayı,yazmayı denedik mi …Yoksa her zaman olduğu gibi tek ve sadece öğretmene bağlı kalıp kaderimize mi boyun eğdik…Hiç mi içimizdekileri söyleyemedik..
*Bırakın bunları yapmayı ,şu an öğrenmeye çalıştığımız dilin ne olduğunu bilmek bir yana 20 yıldır alfabesini bile öğrenemedik,hep aman dedik,nasıl olsa önümüzde yıllar var gelecek sene öğreniriz dedik…bu gelecek sene hiç gelmedi ki……
*Söz konusu İngilizce olduğunda hep ve her zaman bir adım geriye çekildik konuşamadığımız için…birileri bizim yerimize konuşsun istedik …utandık,sıkıldık..konuşamazsak karizma yerle bir olur dedik…neden bunların hepsi ki…eğer İngilizce’yi konuşamayacaksam onu öğrenmemin ne gereği var…öğreneceğim dilin bana her yerde yardımcı olmasını isterim…nette arkadaşımla konuşayım,gerek olunca kullanayım…bıktım artık grammar öğrenmekten…işte bu grammar yüzünden İngilizce öğrenmek istemiyoruz…başlıyoruz grammar 7-10-20 ay geçiyor hala grammar…ben ne zaman iki kelime edeceğim peki…bu yüzden de öğrenmek istemiyorum kardeşim…İngilizce’yi konuşamamak acaba bir kader mi yoksa sadece Türkiye’nin mi kaderi…doğru dürüst öğrenmek varken biz hep yokuşa sürüyoruz onu…sınıfta öğretmiyor ve her zaman İngilizce öğretenlere muhtaç bırakıyoruz öğrenenleri…neden peki ? neden sınıfta layığıyla öğretmeyip insanların önüne her zaman bir problem olarak çıkmasına neden oluyoruz ki bu İngilizce’nin işte okulda evde sokakta nette her yerde İngilizce…bunun çözülmesi gerekiyor kardeşim…hem de acilen…Türkiye’deki yabancı okullarda öğretilen İngilizce’nin yapılan dil öğretme etkinliklerinin bari yüzde 20 sini aynı teknikle öğretsek n’olur…bırakın iyi İngilizce’yi sadece birazcık İngilizce konuşabilir olarak mezun etsek bu gençlerimizi ne olur sanki..! belki öğrendiği üç beş kelimeyle bir iş bulur… Onlarla aynı dersleri göstermemize, aynı İngilizce’yi öğretmemize rağmen,onlar konuşan bir insan yetiştiriyor biz de sadece öğretmeni dinleyen ve not alan… aradaki fark işte bu..bizler konuşurken kurala uymayı sanki tabu kabul etmişiz..çocuklara yanlış yapma şansı tanımıyoruz peki bebekler nasıl öğreniyor bu dili…peki ne olurdu yanlış yapsalar da bizler de düzeltseydik…konuşma demek,anlatacağın şeyi en kısa ve en etkili anlatmak demek değil midir…bırakın onlar da bir kaç grammar(dilbilgisi) hatası yapsınlar, ama en azından konuşsunlar…yanlış söylesinler ama en azından ağızlarından bir kaç kelime çıksın….onları konuşturmayı bırakın, bizler doğru düzgün telaffuz edemiyoruz ki onlara konuşmayı öğretelim….herkes kendi kafasına göre telaffuz ediyor…Türkiye’de 100 İngilizce öğretmeni olduğunu kabul etsek bir kelime için neredeyse 100 ayrı telaffuz ortaya çıkıyor…yani İngilizce öğretmeni birbiriyle anlaşamıyor ki değil bu dili öğrenmeye çalışan yabancıyla anlaşsın… branş öğretmeni olmayıp da derslere giren onlarca öğretmeni de eklerseniz bizlerin neden İngilizce konuşamadığını veya İngilizce konuştuğumuz halde neden birbirimizi ve yabancıları anlayamadığımızı anlarsınız….
*Haklıyız değil mi…Ama emin olun ki İngilizciyi öğrenememek diye bir olgu yok ve asla olmadı…Her insan bir şeyler öğrenebilir mantığıyla yola çıkmayan bir öğretim zaten sonunda iflas eder..Düşünün o zaman bazı engelli çocuklarımızı…Onlar bir şey öğrenemez deyip kendi hallerine mi bırakacağız..Kim kabul edebilir bu mantığı..Tabi ki onlar da bir şeyler öğrenebilirler…Ee o zaman …Biz neden öğrenemeyelim, diğer ulusların çok kolay öğrenebilip sorunsuzca kullanabildiği bu İngilizce’yi…
Eğer biz İngilizce öğrenemiyor ve konuşamıyorsak bunun iki açıklaması olması gerekir..Ya öğretmenim öğretti ve o öğretirken ben hep dalga geçtim ve asla onu dinlemedim ders çalışmadım hep uyudum derslerde ve öğretmenim de beni zorlamadı ,ya da bana öğretilemedi…Ama şöyle etrafıma bir baktığımda ben çalışkan bir örgenci olmasam dahi diğer insanların en azından bu dili konuşuyor olmaları gerekmiyor mu diye bir soru geliyor aklıma..hadi ben konuşamıyorum ama zaten Türkiye konuşamıyormuş demez miyim..Bu durumda demek ki benim çalışkan yada tembel olmamla alakalı değil diye düşünüyorum..Çalışkan olup da Anadolu lisesinden dahi mezun olan arkadaşım dahi konuşamıyorsa ben mi suçluyum….Yoksa bana ve arkadaşıma konuşmayı öğretmeyen bizi konuşmaya zorlamayan ve hatta kendisi dahi sınıfta İngilizce konuşmayıp her şeyi Türkçe söyleyen,bize teyp dinlettirmeyip video seyrettirmeyen,sözlük kullandığımda sözlükteki doğru bilgiyi kabul etmeyip sadece bana inanacaksınız deyip kesip atanlar mı suçlu…İşte bunu bilemiyorum…Burada zorlanıyorum….
*Ben İngilizce dersini hep sınav olarak hatırlıyorum…her zaman yazdık yazdık yazdık…Hiç ama hiç öğretmenimin konuştuğunu hatırlamıyorum…Üstelik iyi sayılan bir lisede de okudum…Hep ödev aldık ödev yaptık…yapamadığımızda azar işittik hatta dayak yedik..acaba biz İngilizce’yi öğrendik mi ki yapamadım ÖĞRETMENİM…kitabın hepsini deftere geçirdik..Yetmedi yardımcı kitabı da yazdık..Grammar kitabını da yazdık..hep yazdık…Ama bunun aynısını siz de yaptınız…Bazen boş bırakıldık başka derse hazırlandık…Sınav olacağımız hafta çıkabilecek sorular verilip sadece onları ezberledik ezberledik ezberledik…peki ben bunları ezberleyecektim de neden öğretmene ihtiyaç duydum ki…
*tüm bunları yaşayarak büyüdük bizler…Ve işte bu yüzdendir ki gerçekle karşılaştığımızda çok acı…Biz İngilizce öğretmiyoruz,öğretemiyoruz,…Sadece çocukların bu dersten geçmesi için tiyatro yapıyoruz….Peki nerede kaldı Yüksek medeniyet seviyesine çıkmak için hazırlayacağımız geleceğimiz olan çocuklara güzel şeyler öğretmek…hani gelecek nesiller bizim eserimiz olacaktı…Peki nasıl,nasıl…Bunu nasıl yapmayı düşünüyoruz , ya da düşünüyorsunuz?…böyle mi…
*Acaba İngilizce dersine giren bir insan, o derse girdiğine göre ,o dersin ustası sayılmaz mı..? Hayır tabi ki sayılmaz…Branş öğretmeni olmayıp da İngilizce dersi boş geçmesin diye bu derse giren birçok insan var..Zaten onlar da yanlış öğrettikleri için öğrenciye İngilizce konuşturmak bir mucize olur..Hadi diyelim birkaç grammar yapısı öğretti…ya konuşma ..ya yazma..ya dinleme..ya okuma..ya kelime..hadi diyelim birkaç cümle söyledi.. ya yanlışsa telaffuzu …ya çocuk yanlış öğrenirse…ya kendisi de dinlediğinden bir şey anlamayıp dinleme dersi yaptırmıyorsa….peki bu çocuk nasıl konuşacak…Hiç konuşamayacak ki …
Hadi farz edin ki branş öğretmeni geldi..ya bu dediklerimizi onlar da yapmadıysa,yapmıyorsa,yapmazsa…(kesinlikle ve kesinlikle hepsi değil tabi ki..)
*Zaten eğer dil eğitiminde bu söylediklerimiz yapılmış olsaydı en azından Türkiye’deki insanlarımızın çoğu şu an gerçekten ( yanlış yada doğru) İngilizce konuşuyor olurdu…Herkesin mükemmel olmasını,mükemmel öğretmesini beklemek çok büyük bir iyimserlik olacak ama gönül hep iyiyi istiyor..Tabi ki işini iyi yapan da olacak yapmayan da, yapamayan da….Zaten bu kendiliğinden oluşan bir durum.Her insan mükemmel olamaz… onun içindir ki zaten bazı öğrencilerimiz iyi eğitim alıyor bazıları kötü…
*İngilizce Türkiye’de yüzde 99 oranında sadece sınava hazırlık olarak öğretildiği için,üzgünüm ki biz daha yıllarca güzel İngilizce konuşamayacağız…Bırakın güzel İngilizce’yi sadece saçma sapan da olsa İngilizce konuşamayacağız…
*Biz konuşmaya başlasak da birileri bize güler diye utanıp konuşamayacağız..derste zaten konuşmuyoruz…Acaba biz bu İngilizce’yi ne zaman konuşacağız…Acaba bu İngilizce’yi konuşabilenler bunu ana karnında mı öğrendi…Onlar hiç mi hata yapmadılar..Bizim hiç hata yapma özgürlüğümüz,şansımız olmayacak mı acaba..:?
*Peki biz yanlış yapmadan doğruyu nasıl öğreneceğiz..? En azından konuşalım da bari yanlış konuşalım..Nasıl olsa öğretmenimiz bizi düzeltir…En azından konuşma cesaretimiz oluşsun…
*Ve biz artık Türkiye’nin İngilizce’yi konuşmasını ,konuşabilmesini, bu esaretten kurtulmasını istiyoruz…İngilizce öğrenme hakkımızı kullanmak istiyoruz..hadi artık korkmayalım şu dilden..hep biz korktuk ondan artık onun korkma sırası gelsin…Gelmedi mi….Yapabiliriz bunu ..biz de konuşabiliriz bu dili..
Peki nasıl!
Eğer öğrenmeye karar verirseniz ,verdiyseniz işin en kolay yerine geldiniz demektir o zaman….öncelikle kendinize güvenin..hadi bunu yapın artık yapabilirsiniz…hiç kimse size gülmez,gülemez…Zaten gülüyorsa kendisi de bilmediği içindir..Bilen birisi gülmektense size yardım eder….
*Şimdi yapmam gereken en önemli şeye geldi sıra… en doğru bir şekilde,güzel telaffuzu öğrenerek konuşmayı öğrenmeye…İngilizce konuşurken yapılabilecek ilk ve en önemli şey kelimeleri doğru telaffuz etmektir…Belki ilk başlarda zorlanacaksınız,diliniz dönmeyecek ama bu iş olacak…Eğer daha önceden telaffuzları yanlış öğrendiyseniz onları düzeltmek biraz zaman alacak…Çünkü daha önceden öğrendiklerinizi doğrusuyla değiştirmek zorunda kalacaksınız..belki biraz da zorlanacaksınız…Ama doğru telaffuz İngilizce’nin olmazsa olmazıdır..Eğer insanların gerçekten sizinle sohbet etmesini istiyorsanız doğru telaffuz her zaman ve daima işe yaramıştır…Peki doğru telaffuzu nasıl bulacağım derseniz o da basit…Nasıl ki İngilizce’yi yazmak için bir alfabe varsa ,onu okumak için de bir alfabe var…Ve siz bu alfabeyi öğrendiğinizde kendinize çok büyük iyilik yapmış olacaksınız…Daha önceden kimin neyi nasıl öğrettiğini bilebilecek,doğruyu yanlıştan ayırabilecek,ve siz de artık insanlara körü körüne bağlanmak yerine kendinizin patronu olup hep doğruyu söyleyeceksiniz….Bu alfabe İngilizce konuşurken doğru konuşmanızı,dinlediğinizi anlamanızı,okunanları doğru algılamanızı ve sizin de doğru okuyarak karşıdakinin de sizi doğru anlamasını garanti eder…eğer yanılırsak da biz bir şey bilmiyormuşuz deyip sizden özür dileriz ve huzurlarınızdan ayrılır, siteyi kapatırız…
*Bazı insanlar İngilizce’yi konuşabilirler ama bazı insanlar da İngilizce’yi çok iyi konuşabilirler..işte sebebi onların İngilizce’yi bu alfabeyle öğrenmiş olmalarıdır…Ancak şu uyarıyı da yapmak zorundayız…Bu alfabe iki tarafı da keskin bir bilgidir..Bu alfabeyi öğrendikten sonra yanlışları çok kolay fark edebilecek ve karşı tarafı uyarabileceksiniz..ancak uyardığınızda sen benden daha mı iyi biliyorsun diye bir tepkiyle karşılaşabilirsiniz ve sizi kabul etmeyebilirler…aranız bozulabilir…Diğer taraftan, bilerek sessiz kalmak da size çok zor gelecek.karşı tarafın yaptığı yanlışları bilerek susmak ve onları düzeltmemek nasıl bir duyguymuş onu da yaşayacaksınız..…hadi bakalım hayırlısı…
*Dil bir anlaşma,iletişim aracıdır..İşe yaraması için karşıdaki insana doğru kodlanarak iletilmesi gerekir…İki aynı dili konuşan insanın anlaşamamasının tek bir açıklaması vardır..o da ikisinin de konuştukları dili doğru düzgün telaffuz etmemesidir…Hocam, birisiyle İngilizce konuşmaya çalıştım ama anlaşamadık…peki neden …?işte bu yüzden…
*Amaç dili öğrenirken en iyi şekilde öğrenmek olsun…yavaş ama doğru…yavaş ama azimle…ve de bir daha asla İngilizce’nin telaffuzuyla ilgili hiçbir problem yaşamayacağınıza emin olarak…
*Dili öğrenmeye başladığımız andan itibaren eğer doğruları öğrenmeye ,söylemeye başlarsanız yıllardır söylediğiniz şu cümleleri bir daha asla söylemeyeceksiniz…
*“Televizyonda İngilizce konuşuyorlar ama ben anlamıyorum..teypte İngilizce kaset , şarkı çalıyor ama tek kelime anlamıyorum…birisi İngilizce bir şeyler okuyor ama ben hiç bir şey anlamıyorum…”
*Ve bunun için de öğrendiğimiz kelimeleri doğru telaffuz edeceğiz,bol bol dinleyeceğiz…Doğru her yerde aynıdır ve değişmez…yani İngilizce’de kelimeleri siz de doğru söyleseniz ,televizyon da söylese,şarkıda da olsa hepsi aynı olacaktır…Konuşmak için hiç kimsenin daha zaman var demesini beklemeyeceksiniz…tek başınıza da kalsanız kendi kendinize konuşacaksınız…öğrendiklerinizi hemen pratiğe dökecek ve hayatınıza uyarlayacaksınız…..
*Cambridge First Certificate Listening and Speaking…. Cambridge *Northstar..listening and speaking.. Longman
Yabancı Dil Forum
|