|
admin
|
 |
« : Ocak 14, 2008, 11:55:07 ÖS » |
|
Sen ışığa doğru yürü,bırak istersen gölgen arkandan gelmesin…!
Çalışmadan,öğrenmeden,yorulmadan,ilmini yapmadan kafadan atarak,sallayarak İngilizce ÖĞRETİLEMEZ..!http://www.anglik.net
Öncelikle hoşgeldiniz ve de sefalar getirdiniz..
bu sitede okuyacaklarınız, yıllardır söylenmeyen ,herkesin dile getirmekten çekindiği ancak dile getirilmek zorunda olunan acı gerçekler olacak..
BİZLER İnglizce öğretmenleriyiz..her zaman hep doğrunun yanında olduk..söyleyeceklerimiz bir özeleştirinin yanısıra TÜRKİYEDEKİ, OLMAYAN ,yapılamayan,bütün imkanlar ,teknoloji olmasına rağmen başarılamayn Yabancı dil eğitimi üzerine olacak..
Öncelikle O kocaman çuvaldızı kendimize batıracağız sonra da bu ortamdan kar sağlamaya çalışanlara..
Yabancı dil eğitimiyle insalarımız anaokulunda,ilkoukulda tanışıyorlar..yaş 4,5,8,9..O yaşta başlayan eğitim, üniverste bitene hatta yüksek lisan ,doktora yapana hatta prof olana kadar devam ediyor..Yani hayatımızın her evresinde yabancı dille karşı karşıyayız..Onu sevmemek gibi bir lüksümüz de yok artık.Yabancı dil yoksa EKMEK,İŞ de yok..Hayatın her alanında artık bir yabancı dil var..ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ…
Aslında buraya kadar herşey normal..İnsanın bir yabancı dil öğrenmesinin neresi kötü olabilir..Hatta mümkün olsa da küçük yaşlardan itibaren iki yabancı dili aynı anda öğrenebilsek ..
Şimdi gelelim işin vahim ve çağ dışı,eski, kokuşmuş tarafına..İlköğretim,lise ve dengi okullarda İngilizce öğreten öğretmenden, Üniverstelerde öğretim elemanı olup yabancı dil öğreten kişiye hatta prof hocalarıma..
Bilmeyen bir insan bu ülkede yabancı dilin çok iyi öğretildiğini falan düşünebilir..Ancak biz şunu çok iyi biliyoruz ki TÜRKİYE ,çocuklarına,insanına YABANCI DİL ÖĞRETME FAKİRİDİR..Biz öğretmenler olarak yabancı dil öğretme özürlüyüz..NEDEN mi ..ANLATALIM..
Bakanlık kendi başına iş yapıyor ,öğretmen kendi başına..Bakanlık 40 sene önce iki tane torpille şeçilmiş öğretmenin yazdığı şu an artık modası geçmiş eskimiş günün şartlarına uymayan bir kitabı orta öğretim kurumlarında diretmeyle okutuyor..
Bu şu demektir..Dildeki gelişmelere ayak uydurmayın..CD TV yardımcı kaynak kullanmayın ve sadece 40-50 sayfalık dili ağır ,kelimeleri yenilenmemiş bir rezil kitabı alın ve sadece öğretmen vasıtasıyla öğrencilerimize öğretin..Sadece tahtaya bir ik şey yazın,zamanı doldurun ,öğrenciyle problem yaşamayın yeter..Zaten öğretmen de bu şekilde yetiştirildiği için o öğretmenden şunları bekleyemeyeceksiniz..
İngilizce konuşabilmesini , CD TV teyp kullanmasını,bilgisayarda interaktif CD lerle ders işlemesini,sözlük kullanabilmesini,kelimeleri doğru düzgün telaffuz etmesini,İngiliz edebiyatı hakkında bilgisi olmasını vesaire vesaire..
Ancak şunları bekleyebilirisiniz..Normal şartlarda bir ilkokul ve lise düzeyindeki öğrencilere yetecek kadar dilbilgisi öğretebilmeyi..
bazı arkadaşlarımız feryat figan edebilir, olur mu diye ama malesef acı gerçek bu..bazıları dershanelerde sınıflarda öğrencilerini sadece YDS ye hazırladıkları için onları test manyağından başka birşey yapmazken,bazıları da derste bırakın okuma dinleme konuşma yazma dersleri yapmayı o kitaptaki bilgileri dahi öğrenciye aktarmıyor..
Peki bu durumda bu Ülkedeki çoğu yabancı dil öğretmeni ne yapıyor..Koskoca bir hiç..Şimdi olayın bizim tarafımızdan görünen tarafına gelelim..Öğrenci kalitesi iyi mi ki,kullanılan kaynaklar iyi mi ki,yeterli ders saati var mı ki,maaşlar yeterli mi ki..Ne kadar maaş o kadar karşılık…
İşin daha vahim boyutuna gelelim..
DİL KURSLARI..zaten okulda ingilizce öğrenmek bir mucize..o mucize de gercekleşmediği için insanlar dil kurslarına akın ediyor..hangi dil kursuna gitsem acaba,hangisi iyi acaba…bazıları fiyat kırıyor öğrenci çekiyor,bazıları yabancı hoca getirtiyor göz boyuyor ,bazıları eş dost işi ve böylece başlıyor yalan bir macera daha..yaş olmuş bilmem kaç ama hala tek kelime ingilizce konuşmak yok..varsa yoksa grammar çözmek ,kelime ezberlemek..zaten yabancı dilde geri olduğumuz için derste sıranın bana gelmesini bile istemem çünkü bu güne kadar kendi ses tonuma alışmamışım ki,hiç okumamış,dinlememiş tekrar etmemişim ki..kendi ses tonum bana yabancı geliyor..yanlış söyleyip te rezil mi olayım..mantık aynı ama yaş artık çok geç olmaya başladı..yani dil kursları da tam bir fiyasko..
son şans kaldı ,özel ders..onu da kimler veriyor..bazı hocaların isimleri çıkmıştır bu iyi ,bu kötü diye..acaba bunlar neye göre iyi neye göre kötü..hocanın hangi kalitesi iyi olmasına sebep…TABİKİ SADECE GRAMMAR..biraz detaya giriyordur hoca,gerisi tamam..YA DİĞER BECERİLERE NE OLDU..okuma yzama dinleme konuşma…aman boşver iyi işte..bir hocada olması gereken vasıfları bilmediğimiz için iyi diyorlarsa iyidir herhalde,arkadaşım bana kazık atmaz (öyle mi acaba)..o öğretmen ya bir dershanede çalışıyor,öğrencilerini test manyağı yapıyordur ya da şans eseri anadolu lisesinde veya özel okulda çalışıyordur..ilk ders başlar ve yine başa dönersiniz..yine grammar hep grammar sonsuza kadar grammar..
VE BU ÜLKENİN EVLADI ONUN İÇİNDİR Kİ BU İNGİLİZCEYİ KENDİ BİLGİSİZLİĞİ, İNSANLARA KÖRÜ KÖRÜNE İNANMASI VE BİZ İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİNİN ÖĞRETİM KALİTESİNİN FAKİRLİĞİ VE UMURSAMAZLIĞI YÜZÜNDEN ÖĞRENEMEYECEK..
lütfen kimse ben dil kursuna gidiyorum,özelders alıyorum diyerek ingilizce öğreneceğim diye sevinmesin çünkü öğrenemeyecek..belki ağır konuşuyoruz ama artık söylenmesi gerekiyor..Nereye kadar susacağız bilmiyorum..biz hiç dil kursuna gidip de ingilizce öğrenen görmedik..GÖRMEYECEĞİZ DE..ORADAKİ EĞİTİM DENİLEN KANDIRMACA DA AYNI..
bakınız, biz bunlardan bahsederken sadece Türkiyede olan olayın yüzde 99 dan bahsediyoruz..Mükemmel derecede ingilizce bilgisi olan,mükemmel öğreten öğretmenler ve kurslar da yok demiyoruz..ama yetmiyor işte..
Yüzde 99 böyleyken iyiler azınlıkta kaldıgı sürece bu iş yine aynı..mükemmel öğretenler ne mi yapıyor..öncelikle öğrencisinin ingilizce de nasıl oldugunu anlıyor ,ingilizce öğrenme amaçlarını öğreniyor ona göre program hazırlıyor ve ilk derste asla derse başlamayıp ingilizce hakkında öğrenciyi bilgilendiriyordur..
Öğrenciyi test manyağı yapmaktan ziyade ona dili kullanmasını öğretiyordur,en önemli şeye dogru telaffuza çok dikkat ediyordur..pratik yaptırıyordur,cd laptop tv kaset kullanarak kursiyerin şu ana kadar alıştırılmamış kulagını ingilizceye alıştırıyordur..öğrenciye yanlış yapma fırsatı tanıyıp yanlışları düzeltip yenileriyle ve doğrularıyla değiştirmesini saglıyordur..
anlamsızca onlarca kelimeyi ezberletmekten ziyade az öz ve dogru kullanabileceği kelimeler öğretiyordur..okutma dersleri yapıp dilini konuşmaya alıştırıyordur..yazma dersleri yapıp kelime hakimiyeti kazandırıyordur..EN ÖNEMLİSİ İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİNİN DAHİ KULLANMAYA TENEZZÜL ETMEDİĞİ(çoğunun tam anlamıyla bilmediği) SÖZLÜK KULLANMA BECERİSİNİ ÖĞRETİYORDUR..SÖZLÜK BİLGİSİ VERİYORDUR..
bu gune kadar öğrenmiş oldugu grammar le bir yere varamadıgını gören öğrenciye zaten bunlar cok zevklı gelecek ve işte öğrenme o zaman başlayacaktır..DUYACAK,SÖYLEYECEK,GÖRECEK,YAZACAK,OKUYACAK..ZATEN BUNLAR OLDUGUNDA ÖĞRENME OTOMATİK OLARAK DEVEREYE GİRECEKTİR,SİZ İSTEMESENİZDE..Ve son olarak da işin can alıcı noktasına geliyoruz..iyi öğretmen öğrencisine konuşma alfabesini öğretme cesareti olan öğretmendir..belki bazılarınız okuma alfabesi de neymiş bunu ilk defa duyuyoruz diyebilirsiniz..
IPA -Intenational Phonetic Alphabet..yani İngilizcenin Tüm dünya ülkelerinde aynı telaffuz edilmesini saglayan bir alfabe..Allah aşkına şu ana kadar hangi öğretmeniniz bu alfabeyi öğretti,bırakın öğretmeyi bahsetti..eğer şu ana kadar bu alfabeden haberiniz olsaydı belkı de dili öğrenmek için öğretmene bile ihtiyaç duymazdınız..Zaten İngilizce öğretmenlerinin YIKILAMAZ egemenliği de buradan geliyor..dil öğrenen öğrenci kelimelerin nasıl telaffuz edilecegini bilmediği için öğretmene mecburen MUHTAÇ..Ama garibim şunu da bilmiyor ki;öğretmenin söylediği 10 kelimenin 6 sı yanlış…İşte bu yüzdendir ki Türkiyede öğrendiğiniz İngilizceyle yurt dışına cıkınca birşeyler yapabilirim diye umutlanmayın..dil bilene de orada bir tercuman gerekecek…
Bırakın siz dil öğrenenleri biz İngilizce öğretmenleri olarak dahi birbirimizle anlaşsamıyoruz ki siz anlaşabilin..Her yabancı dil öğretmeni grammar ve kelimeyi aynı ÖĞRETMEK ZORUNDA çünkü bütün her yerde aynı öğretiliyor..Yurt dısında ve heryerde..Ama iş okumaya dinlemeye konuşmaya gelince bir öğretmen bir diğer öğretmeni begenmiyor..Niye mi..Çünkü bir kelimenin gercekte sadece bir veya iki okunuş alternatifi varken, bulundugunuz toplumda,ortamda kaç tane ingilizce öğretmeni varsa inanın ki o kelimenin o kadar farklı telaffuzu oluyor..bu neden kaynaklanıyor,şuradan ,öğretmen de nasıl söylendiğini bilmiyor,kendi branşı olmasına ragmen okuma alfabesi denen şeyden haberi yok..yani kelimeleri kafadan atıyor sallıyor..IPA bilen ,okuma alfabesiyle orijinal tellaffuz eden öğretmen de dolayısıyla hayır dediğinde karşı taraf bozuluyor ve kavga başlıyor..o yuzden kimse kimseyle anlaşamıyor..ya hiç kimse bu konuyu açmak istemiyor ya da bu konu açıldıgında herkes kendisinin haklı oldugunu düşünüyor..
tek haklı var..akıldan,bilimden ve sozlukten ayrılmayan..hangisi sorunsuz dili konuşabiliyorsa,takılmadan anlaşabiliyorsa,acaba mı demiyorsa,dinlediğinde anlamadım demiyorsa yani basit ve anlaşılırsa o..diğer öğretmenim de her zaman biryerlere saklanmaya mahkum olarak kalacak ta ki bu alfabeyi öğrenip kendinin yanlış oldugunu kabul edip kendini düzeltene kadar..IPA’ siz, OKUMA ALFABESİ OLMADAN öğretilmeye çalışılan,pratik yaptırılmayan,dinleme derslerinin tarih oldugu ,okuma derslerinin hiç yapılmadıgı,video derslerinin öldüğü bir ingilizce, rezil olmaya UNUTULMAYA mahkumdur..
bu yüzdendir ki siz, ingilizce konuşamıyorum diye üzülmeyin..zaten kimse konuşamıyor..böyle giderse de 100 yıl geçse kimse konuşamaz..
şimdi soralım size acaba YANILIYOR MUYUZ ? Ve ekleyelim, siz ingilizce konuşamazsınız ! işte bu yüzden..Neden acaba hiç kimse hesap sormuyor..neden acaba hiç kimsenin gıkı çıkmıyor..yazık değil mi size..onca emege onca paraya onca yıla..
35-40-50 yaşına gelmişsiniz ve hala 3 kelimeyi bir araya getirip ingilizce konuşamıyorsunuz ama sorsak en iyi universitenin en iyi bolumunden mezunsunuz..niye bu tezatlık..ustelik bir de yuksek lisans yapıyorsunuz,yaptınız ama hala yabancı dilin peşinde köle olmuşsunuz..ama diğer yandan Iraklı 8 yaşında fakir,sefil okumaya yeni başlamış bir cocuk CNN muhabiriyle çatır çatır ingilizce konusuyor…duraksamadan korkmadan utanmadan..bir coban da oyle bir bakkal da..ama siz koskoca bir yonetici belki de mudursunuz..ya siz konusabiliyor musunuz..kocaman bir hayır tabı kı..
Bırakın boşverin böyle öğrenmeye devam edecekseniz öğrenmeyin daha iyi ..en azından öğrenemiyorun diye kendinize eziyet etmezsiniz..bu kadar kolay bir dili zaten ancak biz TURKLER zor ve içinden cıkılmaz hale getirebiliriz..
CUMHURBAŞKANIMIN,BAŞBAKANIMIN,BAKANLARIMIN,MİLLETVEKİLLERİMİN, BÜROKRATLARIN bile ingilizce konuşamayıp yanına ingilizceden az anlayan bir tercumanı aldıgı bu ülkede hakimi savcısı ogretmeni avukatı profesoru muduru yoneticisi İngilizce konuşamamış cok mu..
şimdi de bir vatandaş olarak konusalım..evet biz dili konuşamıyoruz ama öğrettiniz de mi öğrenemedik..
Ve şu an iyi ki buradasınız..İnanın bize hayatta yaptığınız en iyi iş bu olacak..Neden mi..Çünkü bugünden itibaren şu ana kadar başaramadığımız, geceleri uykumuza giren kabusumuz olan güzel okuyamadığımız dinlesek de anlayamadığımız konuşamadığımız konuşsak da derdimizi anlatamadığımız, yazamadığımız ,sürekli unuttuğumuz, unutmasak da doğru düzgün telaffuz edemediğimiz, başımızın belası, hayatımızı karatan İngilizce’yi anlamaya ,doğru telaffuz etmeye ,doğru konuşmaya ve çözmeye başlayacaksınız…
“DOĞRU ve GÜZEL TELAFFUZ İngilizcede öyle etkili bir hazine ve güçtür ki ona sahip olana neredeyse her kapıyı açar.”The power to pronounce..
Bu İngilizce neymiş böyle ki biz sadece Türkiye’de yaşayan Türkler beceremiyoruz bu dili öğrenmesini, konuşmasını..ve bu dil neymiş ki bizim ulusumuz hariç herkese kolay geliyor..Çoğumuz hayatımızın bir çok döneminde yeter artık bıktım şu İngilizceyi öğrenememekten ,öğrenemediğim için de işe girememekten ,bunca yıl eğitim almama rağmen arkadaşımla bile anlaşamamaktan..acaba gerçekten siz mi öğrenemiyorsunuz bu dili yoksa biz mi öğretemiyoruz..onlarca yıl okula gittiniz ,yüksek lisans yaptınız ,doçent oldunuz onlarca ay kursa gittiniz ,aylarca özel ders aldınız ve şu an harika bir mesleğiniz var ama hala yabancı dili layığıyla bilmiyor ,bilemiyorsunuz..sizce yetmez mi artık milyarlarca lira harcayıp,onca zamanı heba ettiğiniz..yazık değil mi onca emeğinize…artık yeter..bu dil bu kadar kolayken bu dili zorlaştırmak niye..
Biz diyoruz ki…gelin kendinize bir iyilik yapın ve hayatınız değişsin..bu İngilizceyi anlayamama,doğru düzgün konuşamama hastalığına bir son verin..dedik ya yüzlerce saat kurs okul ve özel ders..ama elde var kocaman bir sıfır..ama bu bundan sonra böyle olmayacak..şu an ne yapıyorsanız yapın ister işte olun ister nette geziniyor ve de isterseniz şu an kursta derse girmek üzere olun..bırakın herşeyi ve de bu iyiliği kendinizden esirgemeyin..sadece bir saat ayırın bize..şu an derse girmemeniz sadece bir saat kaybettirir size ama bizi dinlememeniz hayatınız boyunca PİŞMAN olmanıza neden olur..size öyle bir iyilik yapacağız ki ne bundan önce böyle güzel bir hediye aldınız ne de bundan sonra böyle güzeliyle karşılaşacaksınız..arkanıza yaslanın kendinize bir çay ,kahve ,kapuçino söyleyin ve hayatınızı değiştirecek bu anın keyfini çıkarmaya başlayın..
nasıl mı..peki başlayalım o zaman..
Saygıyla Yabanci Dil forum
|