|
admin
|
 |
« : Ocak 12, 2008, 07:43:51 ÖS » |
|
Memleket ve milletin kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir maksadım yoktur..!
Some Sayings of ATATÜRK…..(Atatürk’ün deyişleri)
The only true leader is the science. Turkey’s true master is the peasant. Our most important duty is to win a victory in the field of education. Happy is the man who can say “ I’m a Turk . Peace at home,peace in the world. One day my mortal body will turn to dust but the Turkish Republic will stand forever. Turk!Be proud,work and have self-confidence. I’m not ordering you to attack.I’m ordering you to die. Power belongs to the nation. A healthy mind in a healthy body. As they have come,so shall they go. Never be afraid of telling the truth. The form of the government of the Turkish State is a Republic. To see my face does not necessarily mean that you have “seen” me.To understand my thoughts is to have “seen” me. Gentlemen,you may become a member of the National Assembly,a minister of state or even the president of the Republic,but you may never”become” a creative artist.
Kimdir Atatürk ? Who is Atatürk?
Kadınlar başka hiç bir ülkede bu kadar hızla ilerleyememişlerdir.Bir ulusun bu derece değişmesi,tarihte,gerçekten eşi olmayan bir olaydır. İngiltere Daily Telegraph gazetesi.
Atatürk devrimi o kadar büyüktür ki,bunların yüceliği karşısında dünya hala şaşkınlıktadır.Bu devrim köhne bir imparatorluktan batılı ve modern bir Türkiye çıkarmıştır. Belçika sor gazetesi
Bugün hiç kimse onun bu devrimci eserine saldırıya yüreklilik edemez. İsviçre Zuricher Zeitung gazetesi.
Sakarya’nın gazisi,istilacıların galibi ve İzmir’in fatihi tarihte en çok hayranlığa değer örneklerden birisi olarak yücelecektir.Atatürk ,kendinde askeri deha ile devlet adamı ve filozof dehasını birleştirmiştir. İspanya Vanguardia gazetesi
Tarih çok büyükler gördü.İskenderleri,Napolyonları,Washingtonları gördü.Ancak,yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu ,Atatürk,bu Türk oğlu Türk kırdı. Fransa I’llustration dergisi
Bu biricik adamın bir daha dünyaya geleceğini sanmıyoruz.O’nun gerçek büyüklüğünü zaman gösterecektir. Alman Deutscehe Zeitung gazetesi
Atatürk,yüzyılımızın O adamıdır ki,O’nun gibi ölmek için herkes istenilen dakikada canını vermeye hazır olurdu. Suriye basını
Atatürk, çağımızın en seçkin simasıdır.Filozofların ve sairlerin en güzel ve yüksek sözlerle övdükleri ülküye , O realist kafasıyla can vermiştir. Arnavutluk Demokratia gazetesi
Atatürk gibi insanlar bir kuşak için doğmadıkları gibi belirli biır devre için de doğmazlar.O’nlar önderlikleriyle yüzyıllarca ulusların tarihinde yargı sürecek insanlardır. İran Tahran gazetesi
Atatürk,arkasında geleceğinden korkmayan kuvvetli ulusal bir devlet bırakmıştır. Çekoslovakya Bohemiya gazetesi
Tarih silinmez harflerle bu devlet adamının ismini kazıyacaktır.Atatürk bir halk adamıdır.Kırılmaz azmi ,keskin zekası ve kudreti, kendisini yendiği alın yazısının önüne getirmiş,böylece yeni Türkiye’nin kurucusu olmuştur. Yugoslavya Politika gazetesi.Atatürk,yüzyılımızın yetiştirdiği en büyük kişilerden ve en eşsiz deha ve erdemi kendisinde toplamış önderlerden birisidir. Suriye Elifba gazetesi
Atatürk’ün Türkiye’de yaptığını hiçbir tarafta hiçbir kimse yapamadı.Ne Cromwel ne de Washington. Yunanistan Tipoz gazetesi
Atatürk , kişilik ve yeteneğin simgesiydi.O yirminci yüzyılın en büyük mucizesini gerçekleştiren adamdır. Danimarka National Tidence gazetesi
Yalnız devrimleri bile, Atatürk isminin modern zamanların en yürekli düzelticileri arasında yazılması için yeterlidir. İtalya Messaggero gazetesi
O’nun ismi ,dünya tarihinin kahramanları arasında silinmez bir şekilde kalacaktır.Çünkü kişiliği kendi ülkesinin sınırlarını aşmıştır.O’nu hem düşman hem dost olarak tanımış olan Yunan Ulusu,kendisini düşman olarak ne kadar takdir etmişse , bir dost olarak da o kadar sevmiştir. Yunanistan Eleftron Vima gazetesi
Atatürk’ün kişiliğinde yeni Türkiye’ye ruh veren bir adam kaydolmuştur.Bu derece yüksek yaradılışta bir adama sahip olduklarından dolayı Türk’lere imreniyoruz. Çekoslovakya Çeska Slova gazetesi
Atatürk’ün birçok insanın başarmaya gücü yeter olamadıkları işleri başarmakta gösterdiği azim ve yürekliliğe ve ortaya koyduğu esere bütün Amerika hayrandır. ABD basını
Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir.Şu talihsizliğimize bakın ki,O büyük dahi çağımızda Türk Milletine nasip olmuştur. İngiltere David L’lyod George
Savaşta Türkiye’yi kurtaran,savaştan sonra da Türk Ulusu’nu yeniden ayağa kaldıran Atatürk’ün ölümü,yalnız Yurdu için değil,Avrupa için de büyük kayıptır. Winston Churchill
Bir insan değerinin en belirli ölçüsü,kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesidir.İşte Atatürk bu yüceliğe erişmiş ender dahilerden birisidir.Bir ihtilalci olarak modern Türkiye’yi kurmuş,davasında muzaffer olmuş ve yüzyılımızın büyük devlet adamları arasına katılmıştır. İngiltere W.Somerset Maugham
Benim üzüntüm iki türlüdür.önce büyük bir adamın kaybından dolayı bütün dünya gibi üzgünüm.ikinci üzüntüm ise , bu büyük adamla tanışmak konusundaki içten dileğimin gerçekleşmesine olanak kalmamış olmasıdır. ABD başkanı Franklın Roosevelt
Başlıca düşüncesi Türk Ulusu’nun refah ve mutluluğuydu ; ancak onu savaşla değil ,barış güvenlik ilerleme ve dostlukla aradı. İngiltere Sir Percy Loraine
Yarın Türk’ler herhangi bir karar vermek durumunda kalsalar, Atatürk’ün Söylevi’ni kendilerine rehber tutacaklardır.Atatürk’ün bu söylevi Türk halkının kafasında ve iradesinde büyük bir yer tutuyor. ABD Prof Dr Ernest Jackh
Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramanı ve modern Türkiye’nin Ata’sına değer bir görünümden başka bir şey değildir. Winston Churchill
Eğer kendisine yaptığı işlerden söz açılacak olursa,O ; ya “ Ben görevimi yaptım” diyor veya bütün onuru Meclis’in sayıyor.Ben Avrupa’nın bir çok devlet adamıyla konuştum , fakat O’ndan daha alçak gönüllüsünü görmedim.Fakat onların arasında kim bu kadar karşıt olan koşullar içinde böyle bir zafer koparabildi. İngiliz yazar - Grace Allison
İngiliz ,Fransız ve İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırıp bizi de yenince karşımızda sıradan bir adam bulunmadığını ve gerçek müthiş zekasını kavramaktan uzak kalmış olduğumuzu kabul ettik. Yunanistan ekonomi bakanı -Yorgi Pazmazoglu
Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyük devlet adamlarından biridir.Hiçbir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış , yarını görerek ona göre iş yapmıştır.Atatürk’ü Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta işte bu niteliktir.Onlar her yaptıklarında kendilerini düşünerek hareket ediyorlardı.Atatürk kendisinden ötesini 20-30 yıl ilerisini görerek hareket ederdi. İngiltere - Lord Kinross
Pek çok devrimci görüldü,ancak hiçbirisi Atatürk’ün göze aldığı ve başardığı şeyi yapamadı. Yunanistan Messager D’Athenes gazetesi
Atatürk’ün dehası,imparatorluğun beş yüzyılda yapamadığını yaptı. Yugoslavya Navasti gazetesi.
Türkiye’nin önderi bütün devletlerin hiç beklemedikleri bir şeyi gerçekleştirmiş ve hasta adam diye anılan bir Türkiye’den güçlü uygar bir Türkiye çıkarmıştır. Danimarka Social Demokten gazetesi
Modern tarihin en eşsiz olaylarından biri olan Türkiye’nin yeniden dirilmesi O’nun eseridir. Çekoslovakya Nidove gazetesi
Atatürk ,normal bir devrime gereken aşamalardan geçmeksizin eski bir ulusu bir kaç yılda modernleştirmek mucizesini gerçekleştirmiştir. Fransa Le Temp gazetesi
Atatürk,ölümünden önce herkesçe saygı gösterilen ,değer verilen güçlü,dinç ve çalışkan bir Türkiye oluşturmak ülküsünü tamamen başarmıştır. Yunanistan Elenikon Mellon gazetesi
Uzun bir yol aşılmış,yüce bir eser ortaya konulmuş,bir çok zaferler elde edilmiştir.Bütün bunlar Atatürk’ün eseridir. Polonya Kurjer Warzawski gazetesi
Atatürk’ün arkasından yeryüzünde hiç bir insana yazgı payı olamayacak ölçüde gözyaşı döküldü. Fransa Emile Bovery
Atatürk , hiç kimseninkine benzemeyen koşullar içinde yoktan var etmek gibi bir mucize gerçekleştirdi. Suriye Büyük Millet Meclisi başkanı - Faris El Huri
Atatürk’e Göre Atatürk…
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.
Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.
Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.
Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.
Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint’ten, Mısır’dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.
Hayatımın bütün devrelerinde olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felâketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatimi, her nevi şahsî duygularımı milletin kurtuluşu ve mutluluğu adına feda etmekten zevk duymayayım. Gerek askerî hayatımın ve gerek siyasî hayatımın bütün devir ve bölümlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur.
Pekâlâ bilirsiniz ki benim bütün hayatımda bu ana kadar güttüğüm gaye, hiçbir vakit kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye girişmiş isem, daima memleketin, milletin ve ordunun adına ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır.
Memleket ve milletin kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir maksadım yoktur. Bu, bir insan için kâfi bir sevinç ve haz temin eder. Benimle beraber olan arkadaşlarım, bütün vatandaşlarım da aynı maksadı takip etmektedirler. Şahsî ve ailevî huzur ve mutluluğun, milletin huzur ve mutluluğuyla ayakta durduğunu, memleketin güvenlik ve dokunulmazlığıyla mümkün olduğunu gerçek ve ciddî bir surette anlamışlardır. Ben ve benimle beraber olanlar, hedefimizin yüceliğine, yolumuzun doğruluğuna eminiz. Bunda asla şüphe ve tereddüdümüz yoktur. Milletimizin, Türk milletinin yakın, uzak tarihine lüzumu kadar bilgimiz vardır, Mazinin derslerini, bugünün ve geleceğin hayatı için göz önünde tutmak dikkatinden mahrum değiliz. Yaptığımız hizmetlerle övünmüyoruz. Yapacağımız hizmetlerin, iftihar sebebi olabileceği ümidiyle avunuyoruz.
*(Çevresindekilere söylediği bir söz) : Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin!***Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddî emellerin tatminiyle ilgili bulunmuyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini, vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da gerektiği gibi yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın ilkesi, bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyacağım.
Allah bilir, hayatımda bugüne kadar orduya faydalı bir üye olabilmekten başka vicdanî bir emel edinmedim. Çünkü vatanın korunması, milletin mutluluğu için her şeyden evvel ordumuzun, eski Türk ordusu olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan inanmış idim. Bu inanca ait emellerimin şiddeti, ihtimal beni pek ziyade aşırı davranışlı göstermişti. Fakat zaman, saf ve temiz dimağlardan doğan fikrî gerçekleri -kabulünden çekinilse dahi- uygulattırır.
Bütün vazifelerin üstünde bizim de bir vicdanî vazifemiz vardı; o da, herkesin sudan bir takım vazifeler yaptığı sırada hayatımızı, varlığımızı bu milletin bağrına sokarak, onlarla beraber düşman karşısında uğraşmak olmuştur!
Ben vazifemin bitmediğini, yüklendiğim sorumluluğun da yüksek ve çetin olduğunu anlıyorum. Arkadaşlar, bu vazife bitmeyecektir; ben toprak olduktan sonra da devam edecektir! Ben seve seve, sevine sevine bütün varlığımı bu kutsal vazifeye vereceğim ve onun yüksek sorumluluğunu yüklenmekle mesut olacağım. Vazifeme başarı ile devam edebileceğim. Çünkü büyük milletimizin kalp ve vicdanında bana karşı sarsılmaz bir güven ve itimat taşımakta olduğunu görüyorum. Bu benim için büyük kuvvettir, büyük yetkidir.
Biz, eğer millet ve tarih önünde herhangi bir hata işliyorsak, bunun sorumluluğunu vicdan ve sağduyumuzda hissetmekten ve ödemekten, hiçbir zaman çekinecek insanlar değiliz.
Millet ve memleketin sayesinde kazanılan rütbe ve refahın bir ehemmiyeti, bir kutsallığı vardır. Biz bunlardan, ancak yine bu aziz millet ve memlekete borçlu olduğumuz son bir namus vazifesini yapmak içîn ayrıldık. Milletin kendi hayatını kurtarmak, kendi meşru hakkını müdafaa etmek için çıkardığı sese iştirak etmek, her kendini bilen vatandaşın vazifesidir. Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa umumî şerefsizliğin yıkıntısı altında, şunun bunun kişisel şerefi de parça parça olur. Biz, o umumî şerefi kurtarabilmek için harekete gelen millete ruhumuzla iştirak ettik, iştirakimize mâni olabilecek şahsî rütbeleri, mevkileri de umumî şerefi kurtarmaya yönelik bir gaye uğruna feda ettik.
Ben, gerektiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.
Mallarını millete bağışlaması nedeniyle söylemiştir : Mal ve mülk, bana ağırlık veriyor. Bunları, soylu milletime geri vermekle büyük ferahlık duyuyorum.Zenginlikten ne çıkar; insanın serveti, kendi manevî şahsiyetinde olmalıdır!
Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım! Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen, bu saydığım özelliklere çok ehemmiyet veririm ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı kalmalıyım! Bu sebeple millî bağımsızlık, bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdiği takdirde insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereğinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini, büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım!
(Savarona yatında kabul ettiği Romanya Kralı Karol ‘un, görüşme sırasında Almanya ile Çekoslovakya arasındaki Südet meselesine temas etmesi ve Atatürk’ten Çekoslovakya Cumhurbaşkanı Beneş ‘e bazı telkinlerde bulunmasını rica etmesi üzerine, görüşmeyi dinlemekte olan zamanın Dışişleri Bakam Tevfik Rüştü Aras ‘a söyledikleri): Majeste Kral’m söylediklerini dikkatle dinledim. Benden, bir devlet reisine kendi ülkesinden bir parçayı Almanlar’a terk etmesini tavsiye etmekliğimi mi istiyorlar? Benim gibi, bütün ömrü boyunca yurdunun bağımsızlığı ve bîr karış toprağım başkasına vermemek için savaşan bir adam, inançlarına aykırı bir şeye nasıl aracı olur? Görüyorum ki Majeste Kral, beni ve karakterimi iyi tanımıyorlar.
Ölüme doğru en çok atılanlardan biriyim. Kurşun ve gülle yağmuru altında birçok muharebelere iştirak ettim. Hattâ ölüm bir defa, kalbimin yanından sıyırarak geçti. Kalbimin üzerinde bir saat vardı ve bu saat, mermi parçasının şiddetini kırdı.
Her zaman tekrar mecburiyetinde kalıyor ve tekrarı da faydalı görüyorum ki, eğer ben milletime herhangi bir hizmette bulunmuşsam, eğer ben herhangi bir teşebbüste ön ayak olmuşsam, bu hizmet ve teşebbüsün temel kaynağı, saygılar ve sevgilerle bağlı olduğum, bundan sonra da saygı ve sevgiyle mutluluk ve refahına varlığımı, hayatımı vereceğim aziz milletime, sizlere dayanmaktadır. Bir millette güzel şeyler düşünen insanlar, fevkalâde işler yapmaya kabiliyetli kahramanlar bulunabilir. Ama öyle kimseler yalnız başına hiçbir şey olamazlar; meğer ki bir umumî hissin ifadesi, temsilcisi olsunlar! Ben milletimin düşünce ve duygularını yakından tanımaktan, aziz milletimde gördüğüm kabiliyet ve ihtiyacı belirtmekten başka bir şey yapmadım. Onun bu kabiliyet ve duygularını sezip tanımakla övünüyorum. Milletimdeki, bugünkü zaferleri doğurabilecek özelliği görmüş olmak… Bütün bahtiyarlığım işte bundan ibarettir.
Arkadaşlarımız ve milletin bütün fertleri gibi, millî davamızda benim de emeğim geçmiş ise, bu çalışmada iş yapma kuvveti ve başarı varsa, bunu şahsıma atfetmeyiniz. Ancak ve ancak bütün milletin manevî şahsiyetine atfediniz. Ben, milletin bu yüksek, manevî şahsiyeti içinde bir naçiz fert olmakla bahtiyarım. Efendiler, millet bütünüyle manevî bir şahıs halinde ve bir birleşmiş kitle şeklinde belirdi ve bu yüce birliği koruyarak ona düşman olanları ortadan kaldırdı.
Milletimle yakından ve gösterişten uzak karşılıklı görüşmenin zevkini, bahtiyarlığını anlatamam. Her ne vakit milletimin karşısında kendimi görsem, her ne vakit milletimin fertlerinden birkaçının yüzüne baksam, oradan ruh ve vicdanıma gelen ışık, benim için en kıymetli bir ilham ve verim alevi oluyor!
30 Ağustos’ta sevk ve idare ettiğim muharebe, Türk Milleti’nin yanımda bulunduğu halde, idare ettiğim ilk ve son muharebedir. Bir insan kendini, milletle beraber hissettiği zaman, ne kadar kuvvetli buluyor bilir misiniz? Bunu tarif müşküldür.
Hayatımda en büyük dayanak ve kuvvetim, vatandaşlarımdan gördüğüm itimat ve destekdir. Bütün vazifelerimde manevî, vicdanî olan en büyük endişem, emanetinizin hürmet ve kutsallığına devamlı olarak dikkat etmektir.
Samimî olarak bu memleketin, bu milletin menfaatine yapılacak bir iş olsun, ben onu göz önüne almayayım; bu, mümkün değildir. Yalnız, işin gerçekten millete menfaati olmalı ve teklifin samimî olarak yapıldığına ben inanmalıyım.
Benim için dünyada en büyük mevki ve mükâfat, milletin bir ferdi olarak yaşamaktır. Eğer Cenab-ı Hak beni bunda muvaffak etmiş ise, şükrederim. Bugün olduğu gibi ömrümün nihayetine kadar milletin hizmetinde olmakla iftihar edeceğim.
Şimdiye kadar millete yapamayacağım bir şeyi vaat etmedim. Ben yapacağım dediğim zaman, buna inanmayanlar vardı. Buna rağmen hareket ettim. Görüyorsunuz ki başardık. Benim ve benimle çalışanların güveni vardır ki, yeni hedeflerimize de başarıyla varacağız. Şimdiye kadar söylediklerimin gerçekleşmiş olması, bütün tasavvurlarımın beni yalanlamaması, milletin ciddî ve samimî olarak bana yardımcı ve destek olmasıyla mümkün olmuştur. Onun için yeni gayelere erişmek için de bu yardım ve desteğe ihtiyacım vardır; onu benden esirgemeyiniz!
Benim şan ve şerefimden bahsetmek de hatadır. İyi dinleyiniz öğüdüm budur ki, içinizden herhangi bir adam çıkar, şan, şeref davası güder ve benzersiz olmak isterse, başınızın belasıdır; ilk önce kafası kırılacak adam budur! Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım şerefim vardır, asla başka değilim.
Ben zannediyorum ki, millet fertlerinin hiç birinden fazla yüksekliğe sahip değilim. Bende fazla girişim görüldüyse bu benden değil, milletin bileşkesinden çıkan bir girişimdir. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdanî eğilimleriniz bana dayanak noktası teşkil etmemiş olsaydı; bendeki girişimlerin hiçbiri olmazdı. Millete ait meziyetleri yalnız şahıslara bırakan anlayış, eski idarelerin sistem ve usul meselesinden doğuyordu. Vaktiyle mevcut devlet ve devletlerin kuruluş şekli, sadece bir şahsın menfaatlerini ve arzularını tatmine yönelmiş idi. Şahısların bu arzu ve emellerine hizmet eden millet, gösterilen büyüklüklerin şerefinden asla payını alamaz, ancak hata ve beceriksizlik olursa onlar millete yüklenirdi. Bugün bu hâl mevcut değilse, millet kendi büyüklüğünü olduğu gibi dünyaya göstermişse, fazlalık bende değil, bugünkü idarenin niteliğindedir. Bu şekil mevcut oldukça, bu mevkie çıkacak herkesin yapacağı şey bundan başka türlü olamaz.
Sizden olan bir şahsa, sizden fazla ehemmiyet vermek, her şeyi milletin bir ferdinin şahsiyetinde odaklaştırmak, geçmişe, bugüne, geleceğe, bütün bu zamanlara ait bir toplumun meselelerinin aydınlatılması ve belirtilmesini yüksek bir topluluğun tek bir şahsiyetinden beklemek elbette ki lâyık değildir, elbette ki lâzım değildir.
Ben düşündüklerimi, sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda gerekli olmayan bir sırrı kalbimde taşımak kudretinde olmayan bir adamım. Çünkü ben, bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın önünde söylemeliyim. Yanlışım varsa halk beni yalanlar. Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni yalanladığını görmedim.
Ben, ancak daha iyisini yapabildiğim şeyi tahrip edebilirim; yapamayacağım şeyi de tahrip edemem.
Ben o adamım ki ordunun memleketi, milleti muhakkak bir neticeye götürebileceği noktalarda emir veririm. Fakat ilim ve bilhassa sosyal ilim sahasına dahil işlerde ben emir vermem. Bu alanda, isterim ki bana bilginler doğru yolu göstersinler. Onun için, siz kendi ilminize, kültürünüze güveniyorsanız, bana söyleyiniz. Sosyal ilmin güzel yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.
Ben, sadece evlenmek için evlenmek istemiyorum. Vatanımızda yeni bir aile hayatı yaratmak için önce kendim örnek olmalıyım. Kadın böyle umacı gibi kalır mı?
Hayat kısadır. Bunu kutlama ve taçlandırma için, insanların genellikle makul gördükleri vasıta evliliktir. Bu umumî kurala uymayanlar, pek sınırlı ve müstesnadırlar. Bu istisnaları oluşturanlar da, esas kuralın fenalığından değil ve fakat tersine bu güzel kurala inanmadan kendilerini meneden sebeplerin mahkûmu olduklarından, belki evlenmiş olmaktan korktuklarından fazla bedbaht olanlardır, inkâr edilmez bir gerçektir ki insanlar, hayat, kadınsız olamaz. Evli olanlar, hayatın vazgeçilmezini temin etmiş ve bütün düşünce ve isteklerini bir maksat, bir meslek, bir amaca yöneltmiş olur. Ancak talih, eşlerin ruh ve kalplerini iyi geçindirsin!
Eşini mesut edebilecek herkes evlenmelidir,çoluk-çocuk sahibi olmalıdır.Bana bakmayınız;bu meselede örnek İsmet Paşa’dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir. Buna rağmen tecrübesini yaptım. Sonradan anladım ki bu iş benim başarabileceğim iş değilmiş…
Bursa’da kendisini karşılayan çocuklara söylemiştir: Küçük hanımlar,küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı,bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz.Kendinizin ne kadar mühim,kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.Sizlerden çok şeyler bekliyoruz;kızlar, çocuklar!
Bir alay karargâhının temel atma töreni esnasında bir koyunun temel için açılan çukura doğru, yere yatırılıp boğazından kesilmek üzere olduğunu gördüğü zaman, İran Şahı Rıza Pehlevi ile aralarında geçen konuşma: Atatürk -Ben kana bakamam! Bir tavuğun dahi boğazlandığını görmeye tahammülüm yoktur. Şahinşah -Ya bu kadar çok bulunduğunuz büyük ve kanlı muharebe meydanları?… Atatürk -Ha, o başka meseledir; öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak yürürüm. O bambaşka bir iştir.
Birçok zaferler kazandım. Fakat, bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum.
Ben, muharebelerde dahi düşmanın üzerinde bir kin duymam; yalnız askerlik kurallarının tatbikini düşünürüm.
Ben başkalarının yaptığı ilkelere değil, ancak kendi ilkelerime uyarım.
Benim gözümde hiçbir şey yoktur; ben yalnız liyakat âşığıyım.
Hiçbir zaman şahsî gücenikliklerimi, birtakım olumsuz girişimlerle tatmine kalkmak adîliğine tenezzül etmem***Benim müstesna olduğuma dair bir kanım yoktur.
Ben ölürsem soylu milletimizin beraber yürüdüğümüz yoldan asla ayrılmayacağına eminim; bununla gönlüm rahat!
ATATÜRK’ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR…
ALİŞ’İMİN KAŞLARI KARA ATLADIM BAHÇENE GİRDİM ANA RAKİBİ HANDAN EDERSİN ÇANAKKALE İÇİND DAYLER DAYLER, VİRAN DAYLER HAB-GAH-I YARE GİRDİM ARZ İÇİN AHVALİMİ KIRMIZI GÜLÜN ALI VAR KÖŞKÜM VAR DERYAYA KARŞI MANİ OLUYOR HALİMİ TAKRİRE HİCABIM SARI ZEYBEK ŞAHANE GÖZLER ŞAHANE VARDAR OVASI YANIK ÖMER
…….
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’S ADDRESS TO THE TURKISH YOUTH
TURKISH YOUTH,
Your first duty is forever to preserve and defend the Turkish Independence and The Turkish Republic.
This is the very foundation of your existence and your future.This foundation is your most precious treasure.In the future ,too,there may be malevolent people at home and abroad ,who will wish to deprive you of this source.If one day you are compelled to defend your Independence and your Republic ,you must not tarry to weigh the possibilities and circumstances of the situation before taking up your duty.These possibilities and circumstances may turn out to be extremely unfavourable.The enemies conspiring against your Independence and your Republic,may have behind them a victory unprecedented in the annals of the world.
It may be that,by violence and ruse, all the fortresses of your beloved fatherland may be captured, all its shipyards occupied,all its armies dispersed and every part of the country invaded.And sadder and graver than all these circumstances,these who hold power within the country may be in error,misguided and may even be traitors.Furthermore ,they may identify their personal interests with the political designs of the invaders.The country may be impoverished, ruined and exhausted.
Turkish Youth of the future,even in these conditions it is your duty to save The Turkısh Independence and Republic. You will find the strenght you need in your noble blood..
Saygıyla Yabacı Dil Forum
|